Adı: Yılanlı Sütun
Orj. Adı: The Snake Stone
Yazar: Jason Goodwin
Sayfa: 383
Fiyat: 20 tl
Bu yazarı daha önce okumamıştım. Polisiye romanlarının 2.siymiş bu. İlkini görmedim sanırım alırken ama artık bu yazardan bir satır bile okumak istemiyorum.
1830 lu yıllarda Osmanlıdayız. Hadım biri var, adı Yaşim. Artık sarayda çalışmıyor ama dedektiflik gibi şeyler peşinde. Koca İstanbul'da tuhaf bir arkeolog gelip bu adamı buluyor. Arkeolog hazine peşindeymiş ama o kadar karmaşık konuşuyorlar ki anlayamadım tam olarak ne aradığını. Yılanlı sütunun başını da arıyor olabilir ama emin değiliz. Neyse bu arkeolog ölü bulunuyor bir gün. Sonra karısı çıkıp geliyor. O da bir şeylerin peşinde.
Yaşim'in sürekli ziyaret ettiği ilginç dostları var. Onlara sürekli yemeğe çaya gidip havadan sudan muhabbet ediyor. Bu sohbetler sırasında ölen kişi dahil pek çok şahıstan bahsediliyor ve isimler neredeyse hiç Türkçe değil. Tamam o yıllarda orada yetmiş milletten insan yaşıyor olabilir de bir tane de mi Türk karakter yok. Neyse.
Anlatım pek akıcı değil, Yaşim efendi dedektiflik yaparken kendi kafasında zınk diye çözüyor olayı ama nasıl çözdüğünü anlatmıyor. Gidiyor biriyle çay içerken bir şeyler ima ediyor ve söylemiş oluyor. Sonra çok önemli bir şeyler olurken birden İstanbul'un güzel manzarasını sayfalarca övmeye başlıyor ya da tam bir olay oluyor, hop Yaşim efendi ayrıntılı salatalar yapıyor filan. Roman içinde bunlar düzgün yerleştirilmemiş, rahatsız ediyor okuyucuyu. Akıcılığı bozuyor. Zaten olay 2-3 semtte geçiyor, her defasında aynı yerleri övüp durmanın da manası neyse anlayamadım. Ben bu kitabı sevmedim.
Kitabın adı Yılanlı Sütun da, o sütun bu maceranın neresinde onu da söyleyeyim. Kenar süsü gibi kıyıda köşede. Yaşim arada sırada gidip o sütunun önünde dolaşıyor, dalıp düşünüyor. Bir de sütunun başı önemliymiş gibi saklıyorlar, hiç bir işe yaramıyor o, gidip birine veriyorlar da noluyor sanki. Anlamadım yahu.
Kapaktaki labirentler İstanbul'un altındaki su kanalları. Oraya defalarca gidiyorlar, Medusa'nın ters başını bile buluyorlar. İlginçtir Yerebatan ismi geçmiyor hiç.
Buyrun Yılanlı Sütun. Birkaç yıl önce çekmiştim. Bu kitabı da o günden sonra almaya karar vermiş olmalıyım.
Ayyy benimde böyle töbe bi daha okumam dediğim yazarlar var :)))
YanıtlaSilİlla denk geliyoruz :/
SilMeraklı okuyucu olunca insanın başına geliyo,tevekkeli dememişler insanın başına ne gelirse meraktan gelir diye :)) hatta Çin atasözü var fazla merak adam öldürür diye :)))
YanıtlaSilÖldürür valla :D
SilAhh... Kitaplarda konunun gereksiz yere dağılmasına uyuz oluyorum.Geçen sene okuduğum Son Kurtadam ve Karanlığa Dokunmak kitapları beni çileden çıkarmıştı. :(
YanıtlaSilOo hiç bakmayayım onlara o zaman.
SilSon Kurtadam karakterinin vampirden farkı yoktu ve finali çok saçmaydı. Karanlığa Dokunmak ise yazarın her türlü fantastik öğeden bahsedip, hiçbirine doğru düzgün değinmediği, tıpkı bu kitap gibi baş karakterin savaşın ortasında durup düşüncelere daldığı bir kitaptı. 😔
SilAyy hiç sevmem öyle :/
Sil