Adı: Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
Orj. Adı: As Intermiténcias da Morte
Yazar: José Saramago
Sayfa: 236
Kitabın adı masala başlar gibi. Zaten kitap da masal havasında gidiyor ama tabii ki Saramago'nun kendine has anlatımıyla. Bol bol virgüller ve karnaval gibi cümleler..
"Ertesi gün hiç kimse ölmedi." diyor ilk cümlede. Belki de kitabın en kısa cümlesi. Evet kimse ölmüyor, ölemiyor, insan nüfusu azalamıyor, yaşam sonsuza kadar devam edecekmiş gibi oluyor. İnsanlar başta seviniyor, ölmeyeceğiz diye ama ölmezseniz sığamazsınız bu dünyaya. Sonsuz bir yaşlılığa ve muhtaçlığa hapsolursunuz. Emekli maaşları sürekli ödeneceğinden ekonomi çöker, mezarlık işçileri aç kalır, o kadar insanı nereye sığdırırsınız, yaşlı evleri dolar, dolar, dolar..
Her saniyesini yaşatıyor bu felaket senaryosunun. Öyle ki şükrediyoruz, iyi ki ölüm var, diyoruz. Ölmezsek mahvoluruz. Ölümün olmadığı bu garip ülkede hayatımızda neler olabileceğini en derin şekilde sorgulatıyor bize Saramago. Kitabın ilk yarısında, halkın bu ölümsüzlüğe alışma evresinde o kadar güldüm ki. Aslında hiç komik bir kitap değil, en ciddi şey ele alınıyor, ölüm yahu, insan buna güler mi? Yarıla yarıla güldüm hem de. Ama yarısından sonra toplumun geçirdiği buhran bir kenara bırakılıyor ve tek bir kişiyle "ölüm"ün arasındaki çekişmeye indirgeniyor konu. Burası biraz sıkıcı, zira "ölüm"ün öldüremediği ve öldürmek istemediği tek insan o.
Hayat tuhaf yahu. Gidip biraz uzaklara dalacağım, yaşadığımız düzene kendimizi çok kaptırıyoruz da, biraz sorgulamak lazım bir şeyleri.
*Kapaktaki kelebekli kadın figürü, sonlara doğru anlam kazanıyor. Ama tarif edesim yok. Hoş bir ayrıntı sadece..