1 Haziran 2019 Cumartesi

Flormar Oje 410 Lavender Dreams

  


Flormar Oje 410 Lavender Dreams

Mor ojeler şişedeyken sanki hepsi birbirinin aynısı gibi ama sürünce bambaşka oluyorlar. Lavender Dreams de apayrı güzel bir mor, çok beğendim.  
Üstteki fotoğraflarda çift kat sürülmüş hali var, rengi öyle daha belirgin. Alttakinde tek kat var, öyle biraz daha sıradan duruyor..


Avon Bubble Gum Banyo Köpüğü


Avon Bubble Gum Banyo Köpüğü - Duş Jeli 1000 ml.

Çocukluğunuza gidin ve o kocaman, şekerli, pembe sakızlardan alın. Onun tadı nasılsa bu banyo köpüğü de aynı öyle. Kapağını açık bırakınca bile her yere yayılıyor kokusu. Çok beğendim.
Yarım litreliği de var ama büyük boyu daha ekonomik oldu benim için. Aldığımda 15-16 tl idi, şimdi artmış olabilir.

30 Mayıs 2019 Perşembe

Magnum Yakut Dondurma - Pembe Çikolata


Pembe çikolatanın albenisine dayanamayıp denedim. O kadar merak ettim ki düzgün halini bile çekmeyi unutmuşum :) Neyse manayla içi de görünüyor dondurmanın.

Tadını hemen tarif edeyim. Beyaz çikolata gibi ama içinde vişne-ahududu gibi meyveler düşünün, öyle bir ekşiliği de var. Baştan iyiydi ama yedikçe sevmedim. Mayhoş dondurmaları sevsem de bunun tadı bana daha çok bozulmuş gibi geldi.  Ha rengi çok şık duruyor, ona lafım yok. Ama bir daha alır mıyım, hayır. Zaten pahalı da, 5,5 tl olmuş Magnumlar. Ne zamandır almıyordum hiçbir çeşidini.

Ruby kakaosunu da Google'da hızlıca bir aradım. Gerçekten varmış. Hatta tadını da benimkine yakın tarif etmişler. Dünyadaki 4. çikolata türüymüş kendisi. Üzerinde emek vardır diye çok laf etmiyorum ama beğenmeyen bir ben değilimdir herhalde..



25 Mayıs 2019 Cumartesi

Alix Avien Oje 50




Alix Avien Oje 50

Ojenin rengi çok ferahlatıcı değil mi. İlk fotoğrafta çift kat sürülmüş hali var, diğerleri 3 kat. Her şekliyle de güzel durdu. Çok beğendim.

9 Mayıs 2019 Perşembe

Oriflame Volare Parfüm



Oriflame Volare Parfüm EDP 50ml.

Birkaç mevsim önce önümden geçen bir bayandan güzel bir koku gelmişti. Böyle eski zaman rujları gibi buram buram bir koku. Tabi elaleme parfümünü soramayıp isteğimi evrene iletmiştim. Aynı kokuya rastlamam biraz uzun sürdü. Meğer Volare'ymiş, katalogdan koklayınca anladım.

Gül varmış içinde. Öyle gülsuyu gelmesin hemen akla, Volare'nin gerçekten bambaşka güzel bir kokusu var. Üstelik hemen uçup gitmiyor, vakit geçtikçe açılıyor koku, daha bir güzelleşiyor. Ben çok beğendim. Şişesi de gül şeklinde, kapağı biraz zor açılsa da şık duruyor..

Yaklaşık 60 tl idi.

23 Nisan 2019 Salı

Okudum: Uyanış, Kaçış, Kurtuluş (Scott Sigler)



Adı: Uyanış
Orj. Adı: Alive
Yazar: Scott Sigler
Sayfa: 475
Fiyat: 15.25

Kitabı arka kapak yazısından etkilenerek almıştım. Sonra seri olduğunu öğrenip okumayı erteledim. 3. kitabı da alınca öyle başladım okumaya. Konusu hakkında pek de fikrim yoktu ama harika bir sürükleyicilikle karşılaştım. İçeriği gerçekten çok güzel. Biraz fantastik, biraz bilim kurgu türünde diyebilirim. Aslında biraz da gençlik romanları gibi ama yetişkinler de okuyabilir zira içinde öyle sıkıcı ergen muhabbetleri yok. Aksine kurgu gerçekten çok iyi.

Özetini yazmayacağım. Yazar son sayfada okurdan özel bir istekte bulunuyor bu konuda. Kitabı tanıtın ama ayrıntılarını vermeyin diyor, okuyanlar okudukça keşfetsinler. Ne güzel bir not. Ben de neredeyse hiçbir şey bilmeden okudum ve iyi ki de bilmeden okumuşum. Okudukça çözdüm olayları. Kitap büyük bir gizemle başlıyor. Karakterler bile bilmiyor nerede olduklarını, ne yapacaklarını.. Onlarla birlikte koşup, onlarla birlikte karar veriyoruz. Birlikte korkup, birlikte seviniyoruz..

Her sayfasında ayrı heyecan var, şimdi ne olacak derken o kadar hızlı okudum ki 1,5 günde bitirmişim. Gözlerim yorulmasaydı sabahı edip gene bitirirdim ama o gözler lazım daha, maceranın devamını da okumalıyım :)

* Mekanları gözümde canlandırırken birkaç kitap ve filmden esinledim. Tam bir konu benzerliği diyemem ama gözüme oralardaki ortamlar geldi hep. (Evrenin Ötesi serisi, Prometheus ve Maze Runner filmleri)




Adı: Kaçış
Orj. Adı: Alight
Yazar: Scott Sigler
Sayfa: 597
Fiyat: 15.25

İlk kitabın başında tabutlarından uyanan çocuklar hep aynı düşünceyle uyanmışlardı. Bugün onların doğum günüydü. Hepsi 12. yaşını kutlamak üzere heyecanlıydı ama hiçbir şey onların düşündüğü gibi olmadı. Hatta bazıları 12 yaşını çoktan geçmişti. Kendilerine Doğum günü çocukları demelerinin sebebi bu.

2. kitapta yazarın özel notu yok, o zaman birkaç şey anlatabilirim :)
Çocuklar bir şekilde o kabus gibi uzay aracından kaçtılar. Yetişkinleri keşke kökten öldürselerdi ya da en azından elebaşını. Sonradan başlarına çok dert açacak onlar. İndikleri yeni gezegen, evleri, onları bekliyordu. Yalnız olduklarını umdular ama değillerdi. Hiç tahmin edilmeyen şeyler var o sarmaşık dolu gezegende. Bir de açlık. Buldukları yiyecek paketleri uzun zamandır bekliyor onları ama bilmedikleri bir zehir var. Kapalı yerlere bile giren bir zehir.

Yeni gezegenin eski sahipleriyle uğraşırken yine önemli kişiler ölecek. Birinin ölümüne herkesten çok üzüleceğiz ama napalım. Tüm sıkıntılar bitmese de rahat bir soluk aldıkları o ilk anda yeni bir dert baş gösterecek. Gezegene yaklaşan bir şeyler var. Acaba ne olacak?

*2. kitabı okurken özellikle yeni gezegeni keşfederlerken Avatar filmi sahneleri canlandı gözümde, oradaki gezegen de epey değişik bir yerdi. Ayrıca Evrenin Ötesi serisine daha çok benzetiyorum artık  konuyu.




Adı: Kurtuşuş
Orj. Adı: Alone
Yazar: Scott Sigler
Sayfa: 632
Fiyat: 17,65 tl

Serinin sonu. Doğum günü çocukları, evleri sandıkları gezegende yalnız değiller. Bambaşka bir ırk var ve onlarla savaşıyorlar. Bir kısmıyla barış yapılsa bile bilmedikleri daha büyük tehlikeler var. Gezegene yaklaşan cisimler çoğalıyor. Her gelen düşman oluyor. Gelenlerin ardı arkası kesilmiyor.  Omeyocan adlı bu uğursuz gezegende, tüm ırkları tüm canlıları oraya çeken bir şeyler var. Yıkılmayan, yıkılamayan o kocaman rasathanenin en dibinde, herkese kabuslar gösteren, milleti kan döktürmek için birbirine düşüren çok uğursuz bir şeyler var.

Çocukların açlıkla, savaşla, eldeki azıcık imkanla yaptıkları ve yapabilecekleri insanı hayrete düşürüyor. Daha niceleri ölecek, üzüleceğiz. Çoğunun kişiliği değişecek, kötüler iyi olacak, iyiler kötü. Kimileri daha da kötü olacak belki. Ama Omeyocan'da bir hayat kurulamayacağını anlayacaklar. Bazıları anlamak istemese de kabul etmek zorunda kalacaklar.

Kitap tahmin edilecek şekilde bitmiyor. Zaten başından beri hep ters köşe yaptı beni, ne düşündüysem olmadı, bambaşka yönde ilerledi olaylar. Olsun, ben böyle de sevdim. Hikaye bittiğinde bazı şeyler biraz açık uçlu bırakıldı. Bazı konularsa aydınlığa kavuşmadı. Ama bin yıl öncesinde ne olduğu, aşağı yukarı tahmin edilecek düzeyde anlatıldı, yeri geldikçe.

Böyle her sayfası ayrı heyecan dolu kitapları çok seviyorum. Umarım böyle serilere daha sık rastlarım..


13 Nisan 2019 Cumartesi

Okudum: Kutsal Resim (Osman Aysu)



Adı: Kutsal Resim
Yazar: Osman Aysu
Sayfa: 310
Fiyat: 13,5 tl

Kitabın dışından ve arka kapak yazısından etkilenerek aldım. Hatta bir ara tükenmişti, beklemiştim gelmesini. O yüzden beklentim yükseldi. Ama o kadar da etkilenmedim okuyup bitince. Sürükleyici bir anlatımı var ama hikaye pek dolu değil. Birkaç karakterin etrafında dönüyor olaylar ve sürekli aynı mekanlara gidip gelmeler var. Seven elbette olmuştur ama ben pek övemeyeceğim.

Çook uzun yıllar önce Bizanslı bir marangozun yolu şanssızlık eseri Arabistan civarına düşer. Orada bir evin himayesine girer ve tamirat işleriyle uğraşır. Yetenekli olduğu için Kabe'yi de onarır bir ara. Emeklerinin karşılığında evdeki ceylan derilerini ister marangoz. İçindeki resim yapma arzusuyla bu derilere 3 kişinin portresini yapar. Son yaptığı portre önemlidir çünkü o günümüze kalacak.

Günümüzde ise bu son portrenin sahibi zengin bir Araptır ve resmin değeri büyük olduğu için onu satmaya çalışır. Tabii uyanık geçindiğinden resmin kendisini değil tıpatıp bir kopyasını satmak derdindedir. O yüzden yolu bir atölyeye düşer. Orada eski resimlerden anlayan bir uzman bulup resmin aynısını yaptırmak ister ama işler onun umduğu gibi gitmez. Ressamımız Yalçın, bu adama güvenmez ve teklifini geri çevirir. Ama adam sağlam pabuç değildir ve isteğini zorla yaptırmaktan çekinmeyecektir.

Diğer taraftan, bahsi geçen resmin alıcısı da boş durmuyor. Alacağı resmin orijinal olup olmadığını birine kontrol ettirmek istiyor ve yine yolu ressam Yalçın'ın atölyesine düşüyor. Alıcının çok cingöz bir de sekreteri var. Onun da rolü büyük olacak bu hikayede..

*Kitabı okurken cilt kapağını yıpranmasın diye çıkarmıştım. Kim görse ajanda zannetti kitabı :)
Bunun dışında sayfalar epey kalın. Yani okurken çabucak bitiyor kitap.

**Bu yazarın ilk defa bir kitabını okuyorum. Başlangıç için belki iyisine denk gelememiş olabilirim ama diğerlerine de şans vermeyi düşünüyorum. Bakalım..