21 Ekim 2019 Pazartesi
Gabrini Nude Matte Oje 03
Gabrini Nude Matte Oje 03
Arkadaşım hediye etmişti. Çok tatlı bir tonu var. Fırçası geniş, kolay sürülüyor. Ama ilk katı ince yapınca alacalı oluyor. Biraz yoğun sürmek gerek. Mat olması da ayrı bir güzellik ve çok hızlı kuruyor. Beğendim.
19 Ekim 2019 Cumartesi
Okudum: Clearwater Günlükleri (Al Rennie)
Adı: Clearwater Günlükleri
Yazar: Al Rennie
Orj. Adı: Clearwater Dairies
Sayfa: 355
Fiyat: 10 tl
Uzun zaman önce alıp okumayı ertelediğim bir kitaptı. Keşke sonsuza kadar erteleseymişim ya da hiç almasaymışım. Sevmedim.
Florida'nın Clearwater sahilinde sıradan sıkıcı günler geçerken, orada yerleşen emekli bir dedektif öğlen yemeklerini hep aynı yerde yemeye başlar. Ona servis yapan sarışından hoşlanır. Kızın kız kardeşi birkaç yıl önce öldürülmüştür ama katili bulunamamıştır. Kız da senelerdir merak eder. Adamın dedektif olduğunu öğrenince de ondan yardım ister. Katil kimse onu bulacaklar ve rahatlayacaklardır ama iz sürme işi öyle sıkıcı ilerliyor ki, 3 hafta sürdü bitirmem. Bir gram merakım kalmamıştı son sayfalarda. Ne ölene üzülebiliyoruz ne de sağ kalana..
Vakit kaybı mı? Oldukça.
7 Eylül 2019 Cumartesi
Okudum: Karanlık Zihinler, Buz Kapanı, Ateş Çemberi, Karanlığın İçinden (Alexandra Bracken)
Adı: Karanlık Zihinler
Orj. Adı: The Darkest Minds
Yazar: Alexandra Bracken
Sayfa: 572
Fiyat: 19 tl
Yanılmıyorsam 2018 yazında filmi çıkmıştı bu kitabın. İndirimli sinema biletim vardı, 3D filmlere giremeyince bari bu olsun diye girip izlemiştim. İyi ki izlemişim. Konusu hakkında hiç bilgim yoktu ama beni etkiledi. Kitaplarını sonrasında merak ederek aldım. Ama uzun süre sonra anca okuyabildim. Çok kitap alıp biriktiren ve alış sırasına göre okuyan tiplerden olmayın!
Kitap işleyiş olarak biraz karışık geliyor baştan. Zira tam bir kronolojik sıra izlemiyor. Geçmişi ara ara veriyor. Aslında olayı okudukça çözüyoruz ve bu kitabı daha da gizemli yapıyor.
Gelecekte bir çeşit salgın gibi bir şey yayılıyor. Ama yetişkinleri değil ergenler etkiliyor. 10 yaşına girince kendini belli ediyor. Ama her çocukta aynısı olmuyor. Kimi bir şeyleri hareket ettirirken, kimisi zihin okuyor, kimisi de elektrik akımıyla çarpıyor ortalığı. Zamanla bu yeteneklere göre çocukları renk vererek adlandırıyorlar. En az tehlikeliden en çok tehlikeliye göre Yeşil, Mavi, Sarı, Turuncu, Kırmızı. Unuttuğum bir renk yoktur umarım. Zaten aynı renge ait olan çocukların bile yetenekleri birbirinin tıpatıp aynısı değil. Zamanla görüyoruz hepsini.
Ruby aslında turuncu. Kendini biliyor ama korktuğu için toplama kampındaki doktoru kandırıp yeşil olarak kaydettiyor kendini. Sonra uzun süre saklanıyor kampta yeşil kimliğiyle. Biraz büyüyünce işler çığrından çıkıyor ve oradan kaçırılıyor. Kaçış sırasında enteresan bir gruba dahil olacak ve onları çok sevecek. İçlerinden birini daha da çok sevecek, Liam. Onu biz de seveceğiz. Canım sen bu dünya için fazla iyisin.
Ruby'nin maceralarını daha ayrıntısıyla anlatıp hikayeyi bozmak istemiyorum. Okuyup görülmesi gerektiğini düşünüyorum.
*Kitabın kapağındaki garip şekil ne? Yunan alfabesinden bir harf. Şöyle:

Tam olarak nasıl okunduğunu bilmiyorum ama kitapta da Psi olarak geçiyor ve bu garip yetenekli jenerasyona verilen isim kendisi. Bildiğin Z kuşağı gibi ama yeteneklisi :)
*Karanlık Zihinler de içindeki kötülüğü ortaya çıkaracak olanlar diyebilirim. Zira o dünyada çok kötü var, yüzleri tatlış olsa da ..
Adı: Buz Kapanı
Orj. Adı: Never Fade
Yazar: Alexandra Bracken
Sayfa: 549
Fiyat: 19 tl
Ruby'nin yolu arkadaşlarıyla ayrılıyor. Neden ayrıldığını yazmamayım. Ama kendine bir amaç ediniyor. Çocuk Birliğiyle çalışacak, kendini geliştirecek ve kamplardaki Psi gençlerini kurtaracak. Dünyayı kurtaracak desek yeri aslında. Amacı büyük olunca yolu da uzun oluyor, macerası da çok oluyor ve başına da çok şeyler geliyor.
Birlik içindeyken bir kaç kişi daha tanıyor. Zaten o yeni çocuklarla atılıyor maceraya. Tabi bir de Cole var. Liam'ın abisi, en az onun kadar etkileyici ve gizemli. Ruby, Cole ile anlaşma yapıyor. Anlaşma şartlarından biri Liam'ı bulmak. Ondan bir şey almak ve yolları yine ayırmak. Ama işler planlandığı gibi gitmiyor. Bazı önemli kimseler ölecek, bazılarının gerçek yüzü ortaya çıkacak ve gene Ruby'nin canı yanacak. Ama ayrıldığı arkadaş grubuna kavuşacak. Bunu söyleyebilirim.
İlk kitap gibi bu da güzeldi. Hızlı okunuyor. Tamam, karakterlerin içsel konuşmaları belki biraz fazla olabilir ama beni çok sıkmadı. Sıkılanlar için bir yöntem söyleyeyim. İçsel konuşma paragraflarını atlayın, zaten diyaloglar tırnak içinde veya kısa çizgiyle belirtiliyor. Ama bu yöntemle de okuyunca konuya bağlılık azalıyor bence. Neyse..
*Kitabın adını niye buz kapanı yapmışlar anlayamadım. Kış mevsimindeler, kar-buz var orada ama ilginç..
Adı: Ateş Çemberi
Orj. Adı: In The Afterlight
Yazar: Alexandra Bracken
Sayfa: 587
Fiyat: 19 tl
Serinin son kitabı. Seyahatler yüzünden ara vererek okumak zorunda kaldım ve kitaptaki kasvetli hava haliyle beni biraz sıktı. Ruby ve arkadaşlarının kaçıp yeni bir karargah binasına saklanması ve orada (bence) kapana kısılmaları biraz zorlama olmuş. Ayrıca Ruby ve Liam'ın psikolojilerini anlamaya çalışsam da yine de fazla zorlama bir duygusallık içinde olduklarını düşünüyorum. Sır saklıyorlar tamam da eziyet ettirmeyin kendinize. Neyse.
Clancy baş belasını kaç duvar arkasına kilitlersen kilitle, adamın zihni arşa değiyor. Bir anlayamadınız. Her türlü planın içine edecek kadar da ukala. Ama Ruby'nin eski günahlarını temize çekmesi tatlı bir gelişme oldu. Hikayede önemli rol oynayan birisi ölecek, isim vermeyeceğim. Ama ölmese de olurdu. Gerçi karakterler üzerinde etkisi olan biriydi ama o ölmeden de hallolabilirdi bence işler. Üzüldüm evet.
*Kitabın sonunda her şey çözülüyor mu? Oldukça.
*Kapaktaki yarım ay nedir? Liam'ın ekibinin kendi kıyafetlerine/eşyalarına ve bulundukları yerlere çizdikleri bir şekil. Kim oldukları bilinsin diye. Neden ay şeklini seçtiklerini söyledilerse de hatırlamıyorum.
Adı: Karanlığın İçinden
Orj adı: Through The Dark
Yazar: Alexandra Bracken
Sayfa: 476
Fiyat: 19 tl
Seri 3 kitaptan oluşuyor. Bu kitap 4. gibi görünse de değil. Kitapların aralarında çıkan hikayeleri toplamışlar bir araya. Kitapta 3 hikaye var. Yazar da not düşmüş. İlk kitaptan sonra ilk hikayeyi, 2.ciden sonra 2. hikayeyi, seri bitince de 3. hikayeyi okuyun diye. Ben de kurala uydum.
İlk kitabın sonunda Ruby ve arkadaşlarının yolları ayrılmıştı. İlk hikaye bunun devamı gibi ama sadece Zu yu içeren kısmı. Bildiğimiz gibi Zu kendi arkadaşlarıyla kendi yoluna gitmişti. Sonra noldu o kıza diye soru sorarken bu hikaye tüm cevapları veriyor. Hem umut dolu hem de biraz buruk. Korkmayın, ölmüyor.
2. hikaye biraz daha olaylardan bağımsız gibi gelse de yine tanıdık aslında. Ruby'nin kamptaki yakın arkadaşı Sam ile ilgili. Sam dediğimiz Samantha. Ruby bir gün onun hafızasından kendini silmek zorunda kalmıştı. Sonra araları haliyle soğuk olmuştu. Ruby gittikten sonra Sam neler yapıyor, bu hikayeyle öğreniyoruz. Aslında Sam'in da acıklı bir hayatı varmış. Güzel bir arkadaş grubu ve o grupta önem verdiği birisi. Maalesef zihinleri psi haline dönüşmeden ayrılıyorlar ve Lucas'ın yolu bir şekilde Sam'in kampına düşüyor. Sonra gelsin dramalar..
3. hikayeyi, film sonlarındaki şu tatlı 10 saniyelere benzettim ben. Hani isimler falan geçer, tam kapatacağımız sırada bir şeyler daha gösterilir. Bu da öyle. Ama biraz uzun bir hikaye. Zira Sam, Lucas ve Lucas'ın kardeşi Mia ile ilgili. Hepsinin içsel konuşmalarını elersek elle tutulur bir şeyler kalıyor geriye. Gerçi Lucas'ın zihni evrenin uzak ucunda o yüzden pek konuşamıyor. Zaten olay da onu konuşturmak. Tabi olaya Ruby ve arkadaşları da dahil oluyor ki bence güzel bir bitiş oldu.
Genel olarak sevdim bu kitapları. Yer yer sıkılsam da sevdim. Güzel bitti.
Avon ColorTrend Ruj - Mauve-O-Less
Avon ColorTrend Ruj - Mauve-O-Less
Bir arkadaşın öve öve bitiremediği ruj kendisi. Bulunca 2-3 tane alırdı. Neymiş diye merak edip denedim bir gün, bayıldım. Övdüğü kadar varmış.
Rengi kahverengi-kırmızı karışımı gibi ama kiremit değil. Tatlı bir tonu var. Mat yapılı, zor sürülüyor ama kalıcılığı harika. Yiyip içtiğim halde, bardaklara bulaşsa bile hala duruyor, yok olmuyor. Yazın da kışında kullanılacak bir tonda. Pahalı da değil, 10 tl idi sanırım.
2 Eylül 2019 Pazartesi
Farmasi Zen Extension Lash Mascara
Farmasi Zen Extension Lash Mascara 8 ml.
Bana rimel getirir misin demiştim bir arkadaşa, Farmasi'ye üyeydi, bunu getirmiş. Farmasi'nin meşhur bir maskarasıymış. Daha önce kullanmamıştım ama fena da değilmiş. Fırça yapısı değişik, tek katta pek belli olmasa da 2. veya 3. katta belirginleşiyor. Dökülmüyor, temizlerken kolay çıkıyor. Beğendim gibi..
14-15 tl civarıydı.
27 Ağustos 2019 Salı
Swiss Charger Powerbank 15000 mAh
Swiss Charger Powerbank 15000 mAh
Yüksek amperli powerbank arayışım birkaç aydır vardı. Çok baktım, çok araştırdım ve kafam da bir o kadar karıştı. Ağırdı, büyüktü, hızlıydı, yavaştı vs. Gidip rastgele bir tane almak vardı, marketlerden mesela, kafa rahat, bozulursa at gitsin. Neyse..
Swiss Chager'ı hiç duymamıştım, kullananı da görmedim. Sitelerde bile o kadar az yorum var ki.. Yine de merak edip aldım. Deneyimlerimi yazayım da benden sonrakilere ışık olsun. Daha da 5-6 sene powerbank araştırmak istemiyorum.
Cihaz sadece kendi şarj kablosuyla geliyor. Adaptörü biz doğaçlama yollarla ayarlıyoruz. Cihazın tam dolumu 11-12 saat sürüyor. Açıklamasında 8 saat demişler. 8 saatin sonunda 4. ışık henüz yanmıyordu. Neyse bu konuda sabırlıyım. Ama kullandığım adaptör 1A standart bir şeydi. Daha hızlısı elimde olmadığı için deneyemedim.
Cihazın 2 çıkışı var. 1A ve 2A. Hızlı ve yavaş diyelim biz ona. Üzerinde yazmıyor ama yeşil olan hızlısı.
Sadece iPhone 8 plus şarj ettim, interneti kapattım ve şarj sırasında kullanmadım. Telefonun şarjını sıfıra indirmeden taktım. Her defasında %10'dayken ve tabii ki telefonun kendi şarj kablosunu kullandım.
1A çıkışıyla telefonu 3 kez tam dolduruyor, 4. de %75 te kalıyor. Dolum süreleri de 2 saat 50 dk. ve 3 saat arasında değişiyor.
2A çıkışıyla telefonu 4 kez tam dolduruyor, 5. de %30 civarında bitiyor. Doldurma süreleri 2 saat ve 2 saat 5 dk arasında değişiyor.
Hızlı çıkış daha pratik tabii. Fazladan bir kez daha dolduruyor öbürüne göre. Cihazı boş yere açık da bırakmadım ama yavaş olanda enerji kaybı oluyor sanırım. O çıkışı kullamayı pek düşünmüyorum. Aynı anda 2 cihaz da şarj edebiliyormuş ama denemedim.
Kendi kağıdında da telefon ve tabletler için dolum şeması vardı, büyük telefonları 6 kez doldurduğunu iddia ediyor ama bilemedim şimdi.
Işıkları yanarken çekmemişim. Bir adet tuş var üzerinde, basınca ışıkları yanıp doldurmaya hazır hale geliyor ama tuşa gerek de yokmuş aslında. Kapalıyken bile telefonu takınca açılıp hemen dolduruyor kendi kendine. Kabloları çekince de 10-15 sn bekleyip sönüyor.
Ağırlığını net hatırlamıyorum ama 200-250 gr civarında olması lazım. 20000 lik xiaomi den ağırlığı yüzünden vazgeçmiştim. Omzumda tuğla taşıyacaksam hiç çıkmayayım evden. Swiss Charger ona göre daha hafif evet ama kapasitesi de az işte. Her şey dört dörtlük olmuyor.
Mediamarkt'tan 178 tl ye aldım. Kargoyu bedava yapmadılar, canları sağolsun.
14 Ağustos 2019 Çarşamba
Okudum: Saklı Ay (S. J. Rozan)
Adı: Saklı Ay
Orj. Adı: Shanghai Moon
Yazar: S. J. Rozan
Sayfa: 528
Fiyat: 15 tl
Arkasını okuyunca çok merak ettirmiyor ama kitabı çok beğendim. Maceralı ve biraz da tarihsel bir anlatımı var. 1930-1940 lı yılların Almanya, Çin vatandaşlarından birkaçını konu alıyor.
Kitap biraz karışık başlıyor. Sanırım baş karakterdeki dedektifler yazarın diğer kitaplarında da var ve o yüzden kendi aralarında bir diyalog oluşmuş. Ama çok da önemli değil. Olayı anlamamıza engel olmuyor yani.
Şangay'da bir yerde gömülü mücevherler bulunuyor ve geçmişte yaşamış bir kadına ait olduğu ortaya çıkıyor. Kadın Almanya'dan kaçan-kaçmak zorunda kalan bir Yahudi, Rosalie. Kardeşiyle kaçarken annesinin mücevherlerini yanında götürür ve annesine hep mektup yazar. Bu mektuplar o döneme ait arşivlerde yayınlandığı için dedektifler mektupları okuyor ve biz de okumuş oluyoruz. Rosalie'nin sürükleyici hikayesine kapılıyoruz diyeyim. Ama mektuplar uzun değil ve günümüzde de bu mücevherlerin peşine düşülüyor. Mücevherlerden birisi önemli. Namı büyük Şangay Ayı. Koleksiyonerlerin peşinde koştuğu efsaneye dönüşmüş bir broş kendisi ve hiç fotoğrafı yok. Değeri de milyonlar ediyor.
Dedektiflerin amacı bu mücevheri ele geçirmek değil. Onlara gelen bir avukat sayesinde haberleri oluyor ve koşuşturmaca başlıyor. Ayrıntıya girmek istemiyorum ama aralardaki tarihi bölümler pek çok okura sıkıcı gelmiş gördüğüm kadarıyla, bense hiç sıkılmadım. Tamam Çinli isimler karışık biraz ama kimin kim olduğunu kafada kodladıktan sonra gerisi anlaşılır oluyor bana göre. Ya da ben o dönemin Çin tarihini pek bilmediğim için ilgimi çekmiş de olabilir.
Yazarın dilini ve anlatım tarzını sevdim. Diğer kitaplarını (varsa) bulursam okuyacağım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















