İsmet Bertan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İsmet Bertan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Kasım 2018 Pazar
Okudum: Korsan Kızlar (İsmet Bertan)
Adı: Korsan Kızlar
Yazar: İsmet Bertan
Sayfa: 308
Arada çocuk kitapları da okumak lazım. Kütüphanede İsmet Bertan'ın kitaplarını yan yana görünce birini çekip aldım. Diğerlerini de zamanla okumayı düşünüyorum.
Kitap çocuklar için olduğu için konu pek yoğun değil. Piri Reisin orta yaşlarda olduğu dönemde geçiyor. Muğla-Antalya taraflarında korsanlar bir gemi batırıp içindekileri kaçırıyorlar. Köle olarak satmak için. Kaçırılanlardan birinin 3 kızı var. Kızlar öyle pamuk prenses kızları değil, baya eli silah tutan cesur kızlar. Batırılan geminin tamir olmuş halini kıyıda görünce sahibini arayıp buluyorlar ve ne tesadüftür ki o kişinin de ailesini kaçırmışlar. Hepsi kafa kafaya verip ailelerini aramaya başlıyorlar. Ama bir adada kendileri de saldırıya uğrayıp köle olarak satılma durumuna düşüyorlar. Tam kaçarlarken Piri Reis ve arkadaşlarının eline düşüyorlar. Sonra olaylar gelişiyor :)
Çocuklar zevkle okur mu bilmem ama ben yer yer gülümsedim, konuşmalar-tepkiler çok içten. Gezdikleri yerlerin isimleri yabancı ama kitabın arkasında bu tarz yer isimleri için mini bir sözlük yapılmış. O sözlüğü, denizcilik terimleri için de genişletseler çok iyi olurmuş. Çünkü çocukların çok da anlayamayacağı kelimelerle anlatılıyor olay. Bu tarz birkaç kitap okunsa aşinalık olur ama ilk kez denk gelene garip gelebilir tüm o adlar.
12 Haziran 2018 Salı
Okudum: Kralın Elçisi (İsmet Bertan)
Adı: Kralın Elçisi
Yazar: İsmet Bertan
Sayfa: 262
Kütüphanede denk geldim bu kitaba. Konusu ilgimi çekmişti. Ama okurken sıkıldım çünkü Hitit diyarından isimler beynimi çok yordu. Onun dışında aslında pek sıkıcı değil. Kendi içinde maceralı, akıcı bir anlatımı var. Ama bir çocuk kitabı olarak yazılmış, bu kadar karmaşık isimler çocukların kafasını karıştırmaz mı, bilemedim.
Konu olarak aslında içinde güzel şeyler taşıyor ama genel olarak dram diyebilirim. Sonu çok parlak bitmiyor. Hoş, klasikler de yeterince acıklı oluyordu, bu kitabın içerdiği trajedi onların yanında hafif bile kalır.
Mana-putu, afacan bir çocukken hayali kralın elçisi olmaktı. Babasıyla çıktığı bir yolculukta, başlarına kötü şeyler geliyor ve çocuk daha da hırslanıyor. Sonra kaderin bir cilvesiyle saraya giriyor ve istediği göreve de geliyor. Ama o zamana kadar pek çok acıyla da yüzleşiyor. Çocuğun kayıpları ruhunda ağır bir yara bırakırken, gittiği her şehirde bir aşk kırıntısı bırakması da hoş bir ayrıntı :)
Bir yerden yüzü gülsün diyeceğim ama güldürmüyor işte.
Ben olsam kitaba bir sayfa daha eklerdim. Çok içimde kaldı. Mutlu olmalıydı Mana-putu..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)