yolcu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolcu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2022 Perşembe

Okudum: Yolcu, Gezgin (Alexandra Bracken)




Adı: Yolcu
Orj. Adı: Passenger
Yazar: Alexandra Bracken
Sayfa: 548
Fiyat: 19 tl

Yazarın Karanlık Zihinler serisini okuyup çok beğenmiştim. Bu 2liyi de görünce bir denemek istedim. Ama kitapta zaman yolculuğu var. Hem de öyle bir kişilik falan değil. O yetenekle doğan herkes zamanda yolculuk yapıyor ve zamanın akışını değiştirebiliyor. Bir ara kafam öyle karıştı ki, neden aldım dedim. Yarım bıraksam merak edeceğim, zorlayarak okudum. Biraz yorucu oldu.

Her şeyden habersiz Etta adında bir kızla başlıyoruz. Ana karakter o. 17-18 yaşlarında ve keman çalıyor. Annesiyle bağı biraz soğuk, daha doğrusu annesi soğuk. Etta daha çok keman öğretmeni Alice'i seviyor. Etta bir gün bir müzede keman konserine çıkacekken annesinin bir tartışmasına tanık oluyor. Anlamadığı şeyler duyuyor ve birisi onu oralardan uzaklaştırırken kendini bir gemide buluyor. Etta zaman yolcuğu yeteneğine sahipmiş ve bunu yaşayarak öğrenecek. 

Etta'yı aslında kaçırmışlar. Annesinden dolayı. Zaman yolcuları sülalesi için önemli bir eşya varmış ve bu eşyayı Etta'nın annesi bir yere saklamış. Yer dediğim de geçmişte bir mekanda bir yere. Ne yıl belli ne ülke. Zamanda geri veya ileri gitmek de öyle kolay değil. Belli geçitler var. Gizli bilgi gibi, herkes bilmiyor bunları. O geçitleri müzik sesiyle tetikleyip ortaya çıkarıyorlar ve hopp gidiyorsun. Nereye gittiğin belli değil. Hangi ülkede olduğun belli değil. Gittiğin döneme uygun giyinip oradaki akışı bozmaman lazımmış. Bir de Cyrus denen bir adam var ki tüm zamanların hakimi. Adam tanrıya rakip resmen. Kendi yardımcıları var. Geçmişte ve gelecekte hangi olaylar olduğunu hemen öğreniyor. Sevmiyoruz bu adamı.

Etta zaman yolcuğu sırasında Nicholas diye biriyle yakınlaşacak. Nicholas 1700 lü yıllarda doğmuş. Etta ise 2000 nesli. Kafalar karışık tabii, birinin elektrikten haberi yok, öbürü navigasyon eksikliğine üzülüyor. Zor canım sizin işiniz.

İlk kitapta olaylar durulmuyor. Bahsi geçen aleti düşmanlara kaptırıyorlar. Etta ve Nicholas'ın yolları ve yılları ayrılıyor. Daraldım yahu.

Zaman yolculuğunu kurgu olarak sevmem. Nadiren gitselerdi ya da 1-2 kişinin ayrıcalığı falan olsaydı katlanabilirdim de, böyle önüne gelen geçmişe gidecekse, normal zaman akışının ne önemi kaldı ki. Kime göre neye göre normal..




Adı: Gezgin
Orj. Adı: Wayfarer
Yazar: Alexandra Bracken
Sayfa: 658
Fiyat: 19 tl

2. kitap daha uzun. 1 ay sürdü bitirmem. Konuyu unutmadım da, okumadıkça yok olsun istedim bu kitap. Neyse..

Etta ve Nicholas birbirinden yıl ve yer olarak çok uzaklara savrulmuşlardı. Etta'yı babası bulacak. Tanışacaklar diyelim. Aslında babası anlatıldığı kadar kötü biri değilmiş. O da zaman yolculuğu yapan biri evet. Bir süre Etta'yı yıllar arasında gezdirecek. Zaman yolculuğunun sıkıntılarını vs. anlatacak ona. Sonra bir çatışma çıkacak ve Etta'nın babasıyla yolları ayrılacak. O sırada aslında ölmüş olan birine denk gelecek. Söylemeyeyim kim olduğunu. O kişiyle Nicholas'a ve usturlaba ulaşmanın yollarını arayacaklar.

Nicholas biraz daha talihsiz bu kitapta. Sofia denen kızın tüm kaprislerine katlanmak zorunda. Sevmiyoruz kızım seni. Bu ikilinin yolu tüm zamanların cadısıyla kesişecek. Kadın ölümsüz gibi bir şey. Nicholas'ı katakulleye getirip ona bir yüzük takıyor ve bu yüzük onu yavaş yavaş öldürüyor. Nicholas ölmeden hem usturlabı yok etmek, hem Cyrus'ı öldürmek hem de Etta'yı bulmak zorunda. Acıdım çocuğa.

Aslında sürükleyici de bir yerden sonra zaman akışı delik deşik oluyor. O kadar çok gidip geliyorlar ki, yani ben bir geçit olsam, oracıkta çökerim, ciddiyim. Seriyi tam olarak sevmedim de diyemiyorum. Etta ve Nicholas aşkı güzeldi. Çoğu zaman uzakta olsalar da, sevdim onları. Etta'nın annesinin neden soğuk, tuhaf bir kadın olduğunu sonlara doğru anlayacağız. Sebepleri varmış kadının. Bitti neyse ki..

3 Temmuz 2021 Cumartesi

Okudum: Tutsak, Yolcu, Sahte (Erin Bowman)



Adı: Tutsak
Orj. Adı: Taken
Yazar: Erin Bowman
Sayfa: 351
Fiyat: 20,5 tl

Yazarın Salgın ve Bağışıklık kitaplarını okuyup çok beğenmiştim. Bu serisini de Trendyol'da gördüm, ilgi çekici bir konusu var ama tamamen özgün değil. Birkaç seriye benzerlikleri olsa da işlenişi güzel. Merak ettiriyor.

Duvarların arasında bir yaşamla başlıyor. Geçmiş pek bilinmiyor. Burada erkekler 18'ini geçemiyor. Ölüyorlar mı o da bilinmiyor. 18. doğum günlerinde, ortadan kayboluyorlar. Haliyle kadın sayısı çok fazla ve nüfusun devamı için evlilik değil de eşleştirme ve çocuk yapma üzerine bir düzen kurulmuş. 

Ana karakterimiz Gray adında bir erkek. Abisi 18'inde ortadan yok olunca Gray oradan kaçmanın yollarını arıyor. Sevdiği bir kız var, Emma. Emma ona yüz vermiyor. Bir şekilde anlaşıp eşleşiyorlar ama Emma'nın karakterin çok beğenmedim. Kitabın sonlarına doğru gelişen olaylar etkiledi tabii beni Emma konusunda.

Gray oradan kaçmayı başaracak ve içinde bulunduğu ortamın büyük bir deneyden ibaret olduğunu öğrenecek. Tabii burada kimlere güveneceğini de iyi seçmeli. Bazı karakterler tabii ki ölecek. Kitabın sonlarına doğru bu deney hakkında bir şey öğrenecekler ve bir yolculuğa başlayacaklar.

Genel olarak sürükleyici bir anlatımı olsa da benim isteksizliğim yüzünden 15 günde bitirebildim. Karakterlerin çoğunun 15-25 yaş arası olması sebebiyle tavırlar haliyle ergenlik yüklü, o yüzden sinirlenmeden okunmalı..

*Bir yerlerde hastalık salınacak sivil halka. Yazarın kurgularını virüslere dayandırması sıkıcı olmaz umarım, ilerleyen süreçte.
**Benzer serileri söyleyeyim: 
    Duvar içinde yaşam - Labirent (Maze Runner), 
    Virüs ve aşı muhabbeti - yazarın Salgın kitabı,  
    Yaşamın bittiği bir yerde yaşam belirtileri - Açlık Oyunları (13. Mıntıka)
    Neden bilmiyorum, Uyumsuz (Divergent) serisine de benzettim. 




Adı: Yolcu
Orj. Adı: Frozen
Yazar: Erin Bowman
Sayfa: 351
Fiyat: 20,5 tl

İlk kitabın sonunda Gray, isyancılardan bir ekiple yolculuğa çıkmıştı. Hayatın bittiği bir deney grubuna doğru. Orada yaşayanlar olduğunu düşünüyorlar, yeraltında. Sevimsiz bir kadın uyarıyor bu ekibi. Vahşidir o insanlar diye, kadını takan olmuyor. Kadın haklı çıkıyor valla. Sadece vahşi olsalar neyse de büyük cahillik var bir de. Konuşmaları da değişmiş, dilimize biraz komik çevirmişler. Ara ara gülümsetiyor.

Şimdi bu vahşilere varana kadar arada epey maceralı bir yolculuk yaşıyorlar. Zaman zaman Birlik elemanlarına yakalanıyorlar. Her zorluktan sonra birkaç kişi ölüyor maalesef. Vahşilerle başa çıkmayacaklar epey bir süre. Sonrasında biraz mucize olacak kurtuluşları. Asıl isyancılarla birleşecekler diyeyim.

Bu kadar hengamenin arasında Frank'in Sahte'leri de çokça kafa karıştıracak. Adam bildiğin insan kopyalıyor, oldukça da başarılı. Bazısının Sahte olduğunu çook geç anlıyorlar. O kadar iyi gizliyor onlar kendilerini. Asıl 3. kitaptaki Sahte'yi merak ediyorum ben. Bir ters köşe varmış. Beni çok şaşırtması lazım yoksa seri vasatın bir tık üzerinde ilerliyor. Özellikle Gray'in 2 kız arasındaki med-ceziri beni fena baydı. 2 kişiyi de çok sevemezsin, biri daha özeldir. Onu seçmen gerekir. Gray'e neden bu kadar kararsızlık yüklemiş yazar, anlamıyorum. Ergense ergen, bu tutarsızlığı 3. kitapta da devam ederse çok sıkılırım bak.

*Kitabın orijinal adının, kitabın içeriğiyle alakası var mı anlayamadım. Donmakla ilgili bir konu işlenmedi, donarak ölen yok. Tamam bi ara denize düşüp titrediler epey ama kitap ismi olacak kadar da üzerinde durulmadı sanki. Neyse..




Adı: Sahte
Orj. Adı: Forged
Yazar: Erin Bowman
Sayfa: 366
Fiyat: 20,5 tl

Son kitabı da yine 2 haftada okuyabildim. Konuyu bilsem de nerede kaldığımı çoğu kez hatırlamıyordum, okurken anlaşılıyor neyse ki..

Direkt amacı söyleyeyim, yönetimi devirmek. Burada yönetim Frank oluyor. Zaten distopyaların çoğunda otoriteye başkaldırı oluyor, burada da böyle. Ama seriyi yermek için söylemiyorum. Benden kaynaklı olarak hızlı okuyamadım ve kendimi çok kaptıramadım. Yoksa güzel ve akıcı bir seri olduğunu düşünüyorum.

Evet Frank'i devirecekler ama aldıkları yollar ve riskler önemli. Kimin Sahte'sinin üretildiğini bilmiyorlar ve tam bir güvensizlik hakim. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere pek çok Sahte çıkacak karşılarına. Bazen şaşırtacak bizi. Bazı sevimli karakterler ansızın ölecek. Türlü stratejilerle girecekler şehre. Ayrıntıya girmeyeceğim. Keşke tam anlamıyla tadına vararak okuyabilseydim. Böyle biraz yavan oldu benim için.

*Kitabın orijinal adının da bir manasını bulamadım. Demir dövmek gibi bir anlamı çıkıyor çevirince ama Sahte ismi tam uymuş..