3 Temmuz 2018 Salı

Okudum: Hasat Zamanı (Michael R. Hicks)



Adı: Hasat Zamanı
Orj. Adı: Season of the Harvest
Yazar: Michael R. Hicks
Sayfa: 525
Fiyat: 12,5 tl

Kitabın kapağına bakınca sanki içinde mitolojik bir hikaye geçecekmiş hissi veriyor ama alakası yok. Kitap maceralı bir bilim kurgu. Neden böyle bir kapak yapmışlar anlamadım ama ciltli olması ve cildin böyle tatlı bir lacivert olmasına bayıldım. Her gören hayran oldu cilde, içinde hayatın anlamı varmış gibi :D Şimdilerde fiyatı atmış kitabın, ben okuoku.com'dan almıştım birkaç ay önce..

Konusu GDO'lu yiyeceklerle bağlantılı. Yazar kitabın sonunda neden böyle bir konu seçtiğini, daha doğrusu kitabın çıkış hikayesini anlatmış. Samimi olmuş yazar-okur ilişkisi açısından. Ama işin içinde biraz uzaylı da var onu baştan söyleyeyim.

Bir grup bilim insanı, genetiği değiştirilmiş tohum üretiyorlar. İçine ne koyduklarını kimse bilmiyor. Bilenler de ne kadar korkunç bir sonun yaklaştığını fark edip, engel olmak istiyorlar ama acımasızca öldürülüyorlar. Diğer yandan yöneticiler, bu tohumların her derde deva niteliğinde olduğunu ve herkes tarafından yenmesi gerektiğini söyleyip duruyorlar, daha doğrusu bu tohumlardan yetişecek bitkilerin. Tabi yöneticiler kandırılıyor ama farkında değiller. Ortada tam olarak dönen dolabın farkında olan grup ise ülke çapında terörist ilan ediliyor ve onlar da gözlerden uzak bir yeraltı kompleksine sığınıyorlar.
Uzaylı tarafına gelecek olursak, ortada bir yaratık var. Tam olarak hangi sınıfa uyduğu belli değil ve ona Hasatçı diyorlar. Uzaydan geldiği bile kesin değil aslında. Bu yaratık kendi kendine çoğalamıyor ve insanlardan yardım alarak, biraz da bu tohumlar vasıtasıyla çoğalıp, dünyaya dehşet saçmayı planlıyor. Bizim kahraman ekibimiz de bu yaratıkları tek tek öldürmeyi düşünüyor.

Kitap güzeldi, sevdim ben. Sürükleyici bir anlatımı var ve hızlı okunuyor. Tek sinir olduğum nokta çeviri hataları. Türkçe'deki anlatım bozukluklarının tüm örnekleri var kitapta. Bir kere daha incelenseymiş baskıdan önce, hallolabilecek hatalar aslında ama neyse..

Kitabın kapağına anlam veremeyip orijinaline bakım. O daha uygunmuş konuya.


Buna bakarken de keşfettim ki kitap üçlü seriymiş. Allah'tan bu kitap ilkiymiş. Hikayeye ortasından dalmadığıma sevindim. Ama devamı olan iki kitabın çevirisi maalesef ki yok. Ben de bitmeyen serileri okumayı sevmiyorum ama oldu işte. Neyse ki çok merakta bırakan acayip bir sonu olmadı. Sadece açık bir kapı bırakıldı o kadar. Ben gerisini doğaçlama düşüneyim bari..

2 yorum: