12 Temmuz 2017 Çarşamba
Okudum: Esrarengiz Kelimeler (Almila Aydın)
Adı: Esrarengiz Kelimeler
Yazar: Almila Aydın
Fiyat: 12 tl
Sayfa: 224
Kitabın kapağı çok hoşuma gitmişti, bir de adı. Ama ciltli gelmesi daha da güzel oldu :)
Kitap ortaokul düzeyindeki çocuklara yönelik hazırlanmış. Zaten ana karakterleri de bu yaş grubundaki çocuklardan oluşuyor. Arada bu tarz okumayı seviyorum. Sıkmadı beni, 2 günde bitirdim. Akıcı ve güzel bir anlatımı var. Kitaplar, yazarlar ve kitap konuları hakkında aslında alttan altta eğitici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İçinde rahatsız edici hiçbir içerik yok. Rahatla okunabilir.
Kitap okumayı sevmeyen Mert, sıkıcı bir ödevi için kütüphaneye gider ve orada biriyle çarpışır. Yere düşen kitaplar karışır. Kitaplarını kütüphaneye teslim ederken, birinin oraya ait olmadığı anlaşılır ve o yabancı kitap Mert'in elinde kalır. Kitabın ismi yoktur ve Mert okumayı sevmeyen bir öğrencidir.
Kitabın üzerindeki kayıt numarasından İdil'e ulaşır. İdil tam bir kitap kurdudur ve Mert'e yardım eder. İsimsiz kitap ipuçlarıyla doludur ve zamanla 4 kişi olurlar. Her birinin ipuçlarını çözmede katkısı olur ve oradan oraya koşarak hareketli birkaç hafta geçirirler. Tabii ki bu arada dostlukları gelişir ve bilgileri de.
Eğlenceli bir macera, sonu ise ummadığımız bir yere çıkıyor. Daha doğrusu kitabın başında okuduğumuz ama çocukları takip ederken unuttuğumuz bir şeye bağlanıyor olay :)
10 Temmuz 2017 Pazartesi
Okudum: Nemesis (Jo Nesbo)
Adı: Nemesis
Yazar: Jo Nesbo
Sayfa: 516
Fiyat: 10 tl
Polisiye cinayet konulu olduğu için aldım. Ama aşırı uzun bir kitapmış. Çok ayrıntılı ve sürekli şaşırtan bir cinayet-banka soygunu örgüsü var. Aslında konusuna güzel diyebilirim ama kitap elimde çok süründü. Sürükleyici gelmedi bana. Neredeyse 1 haftada okuyabildim. Sayfa sayısı çok, benim işlerim vardı bir de bölüm sonları çok çabuk geliyor. Sürekli akışı bölüyor bu da. Her 2 sayfa da bölüm bitiyor ve başka karakterden devam ediyor anlatıma. Bu da ayrıca yorucu işte. Belli bir akışta gitmiyor olay.
Her karakterin geçmişine gidip, neler yaşadığı ayrıntılı anlatılıyor. Çoğu gereksizdi bence bu ayrıntıların. Sıktı da zaten. Yer isimleri Norveç dilinde olduğundan uzun ve karışık, bu da akılda tutmayı zorlaştırıyor. Bir süre sonra da amaan deyip isimleri atlayarak okudum..
Kar maskeli bir adam bir bankayı soyar. Bu sırada bankada çalışan bir kadını öldürür ve kaçar. Olayı videodan defalarca izlerler ama adamı bulamazlar. Olaya bakan polis ekibi hem hırsızlık hem de cinayet bürodur. Toplantılardaki karmaşayı düşünün artık. Tanıklarla konuştukça ve etraftaki kamera kayıtlarını izledikçe olayın sadece bir banka soygunundan ibaret olmadığı anlaşılır. Bir de olayla ilgilenen polisin eski sevgilisi öldürülür tam da soygun zamanı. O da işleri epey karıştırır.
Kitabın adıyla konunun ne alakası var? Ölen kadının yaptığı son resme verdiği ad: Nemesis. İntikam tanrıçası galiba. Kadın da zaten eski sevgililerinden intikam almak için vurmuş kendini. Çok sonra anlaşılacak bunlar. Bence okumayın. Daha güzel kitaplar da var etrafta.
27 Haziran 2017 Salı
Okudum: Grisha Üçlemesi: Gölge ve Kemik, Kuşatma ve Fırtına, Çöküş ve Yükseliş (Leigh Bardugo)
Adı: Gölge ve Kemik
Yazar: Leigh Bardugo
Sayfa: 382
Orj. adı: Shadow and Bone
Fiyat: 10 tl
Kitap bir haritayla başlıyor. Olayların geçtiği coğrafyayı göstermesi güzel bir şey. Yoksa kafada canlandırmak yoruyor insanı. Yer ve kişi isimleri başta karışık geliyor. Böyle Rusça ile Latince karışımı gibi. Ama alışıyoruz okurken. Baştaki ilk 20-30 sayfa biraz sıkıcı. Çok diyalog var ve betimleme pek olmadığı için, kim nerede, ne yapıyor bunlar, olay ne diyoruz. Sonra sarıveriyor. Çok sürükleyici fantastik bir roman. Tam sevdiğim gibi. Sadece ejderha yok, o da olsaymış tadından yenmeyecekmiş.
Alina (kız) ve Malyen (erkek) yetimhane gibi bir yerden bir dükün malikanesine verilirler. O zamanlardan iyi arkadaş olurlar. Sonra askeriyeye girerler. Alina haritacı olur. Malyen de izci, ama çok iyi bir izcidir. Alina haritacılıkta pek iyi değildir. Çünkü henüz kendisinin bile bilmediği başka bir yeteneği var ve bunu keşfetmesi çok yakındır.
Bir grup asker, kumda gidebilen bir gemiye binip, karanık diyarları geçmek için yola çıkarlar. Geminin yelkenleri Rüzgarcılar tarafından şişirilir. Karanlıklar diyarı gerçekten koyu bir dumanla kaplıdır ve göz gözü görmez bir yerdir. Sadece karanlık olsa iyi. İnsan yiyen volcra adlı canavarlar yolda bunlara saldırır. Volcralar sadece ışıktan kaçar ama ışık yayma gücü olan hiç kimse yoktur. Alina hariç. Malyen saldırıya uğrayınca Alina farkında olmadan ışık yayıp canavarları uzaklaştırır ve bayılır. Ayıldığında Karanlıklar Efendisiyle görüşmeye götürülür ve Malyen ile yolları ayrılır.
Alina'yı güvenli bir kaleye götürüp yeteneğini geliştirmesi için çalıştırırlar. Ama karanlıklar efendisi iki yüzlüdür ve Alina'yı kendi kötü emellerine alet eder. Son anda bu planları fark eden biri Alina'nın kaleden kaçmasına yardım eder ve kovalamaca asıl o zaman başlar.
Morozova geyiklerinin boynuzu Alina'nın yeteneğini çok fazla arttıracak etkidedir, büyüteçtir ve bunun için geyiğin bulunup öldürülmesi gerekir. Malyen ile ormanda geyiği bulurlar, ama aynı zamanda Karanlıklar Efendisine de yakalanırlar. Efendi, Alina'yı Malyen ile tehdit ederek istediklerini yaptırır. Tam Karanlıklar diyarını geçmek üzereyken Alina aklını kullanıp Malyen'i de kurtararak kaçar oradan. Gemiyi de parçalayıp öyle kaçar. Ama Karanlıklar Efendisi yok olmamıştır ve onları bulacaktır.
Adı: Kuşatma ve Fırtına
Yazar: Leigh Bardugo
Sayfa: 447
Orj. adı: Siege and Storm
Fiyat: 10 tl
Karanlıklar Efendisinden kaçan Alina ve Malyen, Gerçek Deniz'in karşısındaki şehre geçip bir süre saklanırlar. Ama Karanlıklar Efendisi onları orada yakalar. Hem de daha da güçlenmiş şekilde. Bu sefer güçlerine yenileri eklenmiştir. Gölgeden vahşi canavarlar üretir. Bu canavarlar Alina'nın ışığıyla yok olacak türden değillerdir. Alina'yı deniz yolculuğuna çıkarır. Geminin kaptanı Sturmstorm adında bir kaçıktır. Kim daha fazla para verirse ona çalışan bir tilki. Kuzeyde adaların arasında Alina'ya yeni bir büyüteç bulmak için Rasulye adlı deniz ejderhasını ararlar. Efsaneye göre Sankt Ilya'nın çiziminde geyikten sonra bu su ejderhası da vardır. Aslında Grisha'lar birden fazla büyüteç kullanamazlar. Bu onların kuralına aykırıdır ama Alina kullanır. Rasulye yakalandığında bir şekilde Karanlıklar Efendisini alt edip kaçarlar. Balığın da pullarından bir bileklik yapıp Alina'nın koluna takarlar. Alina'nın güçleri artar. Artık ikiye yarma gücü de vardır.
Kaçık kaptan onları Ravka'ya geri götürür ve aslında kendisinin ikinci prens olduğunu açıklar ve saraya geri dönerler. Alina Grishalardan oluşan 2. ordunun başına geçer. Karanlıklar Efendisini yenmek için savaşa hazırlanırlar. Bu sırada Malyen'le araları epey açılır. Sonra 2. prensin doğum günü partisinde aniden baskına uğrarlar. Malyen'i kurtarmak için Alina kendini feda eder ve ışık gücünü kaybeder. O sırada şapelin tünellerinden kaçmaya çalışırlar.
3. kitapta Ateş kuşunun tüylerini yolacağız sanırım. 3. büyüteç için. Alina'nın açlığı başına neler getirecek bakalım.
Çok hızlı ve sürükleyici bir kitap bu da. Çok beğendim.
Adı: Çöküş ve Yükseliş
Yazar: Leigh Bardugo
Sayfa: 432
Orj. adı: Ruin and Rising
Fiyat: 10 tl
Alina yer altında bir katedralde uyanır. Sağlığı ve gücü neredeyse yoktur. Artık onunla gıcık rahip Apparat ilgileniyordur ve durum hiç iyi değildir. Apparat, Alina'yı yer altında epey oyalar. Hatta diğer arkadaşlarıyla görüştürmez, kısıtlar her şeyi. Ama bir gün isyan gibi birşey çıkar ve yer altından kaçmayı başarırlar. Alina eski gücüne kavuşur. Hatta Karanlıklar Efendisini ruhen ziyarete bile gider.
Yeraltından kaçtıktan sonra kısa süre içinde yakalanırlar ama prens Nikolai onları kurtarır ve dağlardaki gizli sığınağına kaçırır. Oraya Alina'yı eğiten Bagra da gelmiştir ve Alina, Bagra'nın geçmişini orada öğrenir. Meğer Morozova, Bagra'nın babasıymış ve büyüteçleri o yaratmış, büyüyle. 3. büyüteçi yaratmadan ölmüş/ortadan kaybolmuş. Grisha olmayan diğer kızı da onunla yok olmuş.
Alina 3. büyüteci almak için grubuyla Ateşkuşunun peşine düşer. Dağlarda epey ararlar. Malyen sonunda kuşu bulur ama öldüremez. Çünkü o sırada Alina'yı uçurumdan kurtarmakla uğraşırken kızın boş bileğinden tutar ve Alina o güce karşı çekilir. O anda anlar, 3 büyütecin kuş olmadığını. Büyüteç Malyen'dir. Morozova'nın son büyüsü ters tepip Grisha olmayan kızına geçmiştir ve o kız da nesilden nesle aktararak Malyen'e kadar getirmiştir bu gücü.
Alina'nın tam güce kavuşması için Malyen'i öldürmesi gerekir. Karar vermesi zor olur ama Karanlıklar Efendisiyle savaşırken Malyen'i mecburen öldürür. Güce kavuştuğu anda büyü yine ters teper, ışık gücü herkese yayılır ama Alina'da hiç güç kalmaz. Artık elleriyle ışık üretemez, sıradan bir insan haline döner. Malyen de öldüğüyle kalır :) Değil tabii, Malyen'i hayata döndürüyorlar. Ama tüm insanlara kendilerinin öldüğünü bildirip uzak bir şehre yerleşiyorlar.
Çok duygusal bitti. Yazarı ve çevirmeni bu konuda tebrik ediyorum. Duyguları çok tatlı bir şekilde hissettirdiler. Kitap mutlu bittiği halde sırf bitmiş olduğu için üzüldüm. Kitabı kapamadan özledim o dünyayı, hem de her karakteriyle. Birkaç gün etkisinden kurtulamayacağım. Anlatamadığım diğer tüm ayrıntılar için bu seriyi okuyun. Değecektir.
24 Haziran 2017 Cumartesi
Okudum: Ölü Kuşların Sessizliği (Başak Sayan)
Adı: Ölü Kuşların Sessizliği
Yazar: Başak Sayan
Sayfa: 495
Fiyat: 13 tl
Çok sürükleyici ve heyecanlı bir polisiye/psikolojik roman olmuş. Çok beğendim.
Nazlı, çocukluğunda kötü şeyler yaşamış ve bunları atlatamamış biridir. Öyle ki bu kötü anıları hatırlayamaz, bilinci bunları bastırır. Ne zaman hatırlayacak olsa ya şok edici ağır bir durum yaşar ya da krize girer, sonrasında da zaman kayıpları yaşar. Yani psikolojik açıdan sağlam biri değildir.
Eşiyle tanışması da ayrı bir sorunlu olmuştur. Çok yakın arkadaşı Evrim'in sevgilisi, Nazlı'yı tercih eder ve Nazlı'nın Evrim'le arası fena halde açılır. Öyle ki, Evrim bir gün yolda karşılaştıklarında ona ağır bir cümle kurar. O sana nasıl geldiyse, aynı şekilde gider!
Bir gün Nazlı'nın eşi ölü bulunur. Aynı zamanda Nazlı yine zaman kaybı yaşamıştır ve evde beslediği 2 kuzgun ölü bulunmuştur. Olaylar buradan sonra öyle bir hızla gelişecek ki, anlatmayayım okuyun.
Ben çok beğendim.
19 Haziran 2017 Pazartesi
Okudum: Kahinin Gülü Serisi (Margaret Weis & Tracy Hickman)
Kahinin Gülü Serisi
Adı: Kahinin Gülü 1 - Gezginin Buyruğu
Yazar: Margaret Weis & Tracy Hickman
Orj. Adı: The Rose Of Prophet 1 - The Will of Wanderer
Sayfa: 574
Fiyat: 3 ü yaklaşık 55 tl idi
Kitap fantastik kurgu. Çok fazla tanrı var ve çok fazla cin. Buradaki cinler bildiğimiz Alaaddinin Sihirli Lambasındaki cinlerle aynı. Bir eşyanın içinde yaşıyorlar, duman şeklinde belirip kayboluyorlar ve çok konuşuyorlar :)
Kitabın özgün bir konusu var. Evren 20 tanrıyla başlıyor. İnsanların bunlara inanıp dua etmesiyle güçleniyorlar. Ama zamanla dualar ve inançlar azalınca bazı tanrılar güçten düşüp yok oluyorlar. Bazıları da aşırı güçlenip kendi egemenliğini kurmak istiyor. Bu tanrı Quar. Kendi işini yaptırdıkları rahipleri ve cinleri var. Ortalığı yeterince karıştırıyorlar. Savaşların ve tartışmaların çoğu bu cinler yüzünden çıkıyor zaten.
Bir de çölde yaşayan insanlar var. Birbirine düşman olmuş gruplar, aileler. Bunların tanrısı Akhran, namı diğer Gezgin Tanrı. Quar'ın planlarını sezip işlerini düzeltmek adına önce kendi halkındaki düşmanlığı bitirmek ister. Bunun için iki halkın liderinin kızı ve oğlunu evlendirin der. Onlar dünden razı değildir. Evlilik olur ama düşmanlık hala devam eder. Akhran'ın isteği sadece evlilik değildir. Evlilikten sonra tepedeki kaktüsün (Kahinin Gülü) çiçek açmasını bekleyin der. Kaktüs evlilik kötüye gittikçe kurur. Zaten kitabın sonuna kadar da hiç açmadı. Belki 2. kitapta açar.
Anlatım güzel, akıcı, sıkmıyor. İsimler biraz karışık olsa da zamanla alışılıyor. Sadece cinlerin yağlama yıkama muhabbetleri sıkıcı biraz ama onlar da komik, eğlendiriyor. 3 günde bitirdim, sürükleyici geldi bana.
Adı: Kahinin Gülü 2 - Gecenin Paladini
Yazar: Margaret Weis & Tracy Hickman
Orj. Adı: The Rose Of Prophet 2 - The Paladin of the Night
Sayfa: 460
İlk kitaba göre biraz daha ince. Bunu 1,5 günde bitirdim. Artık olayı bildiğim için, gelişmeleri öğreneyim diye daha çok okudum. Bu kitap da çok akıcı, hatta ilkine göre daha sürükleyici. Artık olayların geçtiği coğrafyayı, kişileri, tanrıları ve cinleri biliyoruz. Kimin kiminle geçindiğini, kimin amacının ne olduğunu da az çok biliyoruz. O yüzden okuması daha kolay.
Khardan, Zohra ve Mathew, köle tüccarı tarafından yakalanır ve uzun bir yolculuğa çıkarılır. Amaç Kürdin Denizinin ortasında bulunan Galos Adasına gitmektir. Orası lanetli bir adadır ve orada Tanrı Zhakrin'in tapınağı ve inananları yaşıyor. Bu kişiler iyi niyetli değil. Yok edilen tanrıları Zhakrin'i diriltmeye çalışıyorlar. İçlerinde güçlü büyücüler var. Bizim sinsi köle tüccarı da bunlardan biri. Büyücü değil ama tam bir fanatik. Bu yüzden ona Kara Paladin deniyor. Kitaba adını veren de bu.
Mathew'in taşıdığı cam kürede 2 tanrının özü var. Zhakrin ve Evren. Evren iyi olan, öbürü kötü. Paladinler Zhakrini diriltelim derken işler karışınca Evren özgür kalır ve kitabın sonlarına doğru birilerine yardım eder. Zhakrin'e ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Tabi meşhur gezgin tanrımız Akhran hala gizemini koruyor. Ortaya çıkmak istemese de benim favorim o. Tabi Kahinin Gülü bu kitapta pek rağbet görmüyor çünkü olaylar çölde geçmiyor. Ama açmadığından eminiz..
Adı: Kahinin Gülü 3 - Akhran'ın Kahini
Yazar: Margaret Weis & Tracy Hickman
Orj. Adı: The Rose Of Prophet 3 - The Prophet of Akhran
Sayfa: 456
Son kitap. Galos adasından kaçan Khardan, Zohra, Mathew ve cinleri, Güneşin Örsü denen çölde yolculuğa başlarlar evlerine doğru. Ama o çöl öldürücü bir çöldür. Çok geçmeden suları biter ve bayılırlar. Onları Paladin kurtarır, zaten Khardan ile kan kardeşi olup yeminle bağlanmışlardı. Çölü geçerken Mathew hastalanır. Su lazımdır. Zohra onun öğrettiği şekilde büyüyle su yaratır. Mathew iyileşince kabilelerine dönmeyi başarırlar. Ama Tel civarında savaştan sonra sadece yaşlılar kalmıştır ve 3 kabile sefalet içinde bir aradadır. Ve Khardan'ın kadın giysileriyle kaçması yüzünden ona kızgındırlar. Mathew'in uyanıklığıyla sorunu hallederler ve Kich şehrinde esir tutulan kadınlarını kurtarmaya giderler. Yolda Paladin, Zohra'ya asılır, ondan çocuk ister. Ama birşey oldu mu olmadı mı bilmiyoruz, kitabın sonunda da buna bir vurgu yapılmıyor hiç. Okuyucunun yorumuna kalmış orası.
Kich şehrinde Quar'ın imamını Paladin öldürür. Kadınların hapishaneden kaçması için de sis büyüsü yaparlar. O da ters teper. Bütün muhafızların suyunu eme eme kurtarır kadınları. Aslında bir yandan işlerine çok yarar bu.
Bu arada göklerde de işler karışır. Gezgin Akhran, Kalifi kurtarırken yorgun düşer. Cinler de bir plan yapıp kötü Kaug'u demirden bir dağa hapsederler. Tabi geveze Pukah da onunla orada hapis kalır. Bir daha da çıkamıyorlar sanırım oradan.
Kich'ten dönen bedeviler evlerinde bir sürü misafir bulurlar. Sonra da Amir Kannadi'ye saldırmak için yola dökülürler. Geleceği gören Mathew, Khardan ve kardeşi Ahmet'in savaşta karşılaşacaklarını ve birinin öleceğini, sağ kalanınsa çok yükseleceğini söyler. Ama savaşa girmeden hemen önce Khardan ve Zohra'ya kurumuş bir çiçek verir. Çiçek ikisinin ellerinde canlanır ve açar. Meğerse bu Kahinin Gülü'dür. Orada sarılıp barışırlar. Kitap böyle pat diye bitiyor.
Pek çok soru kaldı kafamda ama çok da kurcalamıyorum, çok ayrıntılı ve karışık bir seri olduğu için beynim yeterince yoruldu zaten. Ama sonunu biraz daha uzatabilirlermiş diyorum.
Adı: Kahinin Gülü 1 - Gezginin Buyruğu
Yazar: Margaret Weis & Tracy Hickman
Orj. Adı: The Rose Of Prophet 1 - The Will of Wanderer
Sayfa: 574
Fiyat: 3 ü yaklaşık 55 tl idi
Kitap fantastik kurgu. Çok fazla tanrı var ve çok fazla cin. Buradaki cinler bildiğimiz Alaaddinin Sihirli Lambasındaki cinlerle aynı. Bir eşyanın içinde yaşıyorlar, duman şeklinde belirip kayboluyorlar ve çok konuşuyorlar :)
Kitabın özgün bir konusu var. Evren 20 tanrıyla başlıyor. İnsanların bunlara inanıp dua etmesiyle güçleniyorlar. Ama zamanla dualar ve inançlar azalınca bazı tanrılar güçten düşüp yok oluyorlar. Bazıları da aşırı güçlenip kendi egemenliğini kurmak istiyor. Bu tanrı Quar. Kendi işini yaptırdıkları rahipleri ve cinleri var. Ortalığı yeterince karıştırıyorlar. Savaşların ve tartışmaların çoğu bu cinler yüzünden çıkıyor zaten.
Bir de çölde yaşayan insanlar var. Birbirine düşman olmuş gruplar, aileler. Bunların tanrısı Akhran, namı diğer Gezgin Tanrı. Quar'ın planlarını sezip işlerini düzeltmek adına önce kendi halkındaki düşmanlığı bitirmek ister. Bunun için iki halkın liderinin kızı ve oğlunu evlendirin der. Onlar dünden razı değildir. Evlilik olur ama düşmanlık hala devam eder. Akhran'ın isteği sadece evlilik değildir. Evlilikten sonra tepedeki kaktüsün (Kahinin Gülü) çiçek açmasını bekleyin der. Kaktüs evlilik kötüye gittikçe kurur. Zaten kitabın sonuna kadar da hiç açmadı. Belki 2. kitapta açar.
Anlatım güzel, akıcı, sıkmıyor. İsimler biraz karışık olsa da zamanla alışılıyor. Sadece cinlerin yağlama yıkama muhabbetleri sıkıcı biraz ama onlar da komik, eğlendiriyor. 3 günde bitirdim, sürükleyici geldi bana.
Adı: Kahinin Gülü 2 - Gecenin Paladini
Yazar: Margaret Weis & Tracy Hickman
Orj. Adı: The Rose Of Prophet 2 - The Paladin of the Night
Sayfa: 460
İlk kitaba göre biraz daha ince. Bunu 1,5 günde bitirdim. Artık olayı bildiğim için, gelişmeleri öğreneyim diye daha çok okudum. Bu kitap da çok akıcı, hatta ilkine göre daha sürükleyici. Artık olayların geçtiği coğrafyayı, kişileri, tanrıları ve cinleri biliyoruz. Kimin kiminle geçindiğini, kimin amacının ne olduğunu da az çok biliyoruz. O yüzden okuması daha kolay.
Khardan, Zohra ve Mathew, köle tüccarı tarafından yakalanır ve uzun bir yolculuğa çıkarılır. Amaç Kürdin Denizinin ortasında bulunan Galos Adasına gitmektir. Orası lanetli bir adadır ve orada Tanrı Zhakrin'in tapınağı ve inananları yaşıyor. Bu kişiler iyi niyetli değil. Yok edilen tanrıları Zhakrin'i diriltmeye çalışıyorlar. İçlerinde güçlü büyücüler var. Bizim sinsi köle tüccarı da bunlardan biri. Büyücü değil ama tam bir fanatik. Bu yüzden ona Kara Paladin deniyor. Kitaba adını veren de bu.
Mathew'in taşıdığı cam kürede 2 tanrının özü var. Zhakrin ve Evren. Evren iyi olan, öbürü kötü. Paladinler Zhakrini diriltelim derken işler karışınca Evren özgür kalır ve kitabın sonlarına doğru birilerine yardım eder. Zhakrin'e ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Tabi meşhur gezgin tanrımız Akhran hala gizemini koruyor. Ortaya çıkmak istemese de benim favorim o. Tabi Kahinin Gülü bu kitapta pek rağbet görmüyor çünkü olaylar çölde geçmiyor. Ama açmadığından eminiz..
Adı: Kahinin Gülü 3 - Akhran'ın Kahini
Yazar: Margaret Weis & Tracy Hickman
Orj. Adı: The Rose Of Prophet 3 - The Prophet of Akhran
Sayfa: 456
Son kitap. Galos adasından kaçan Khardan, Zohra, Mathew ve cinleri, Güneşin Örsü denen çölde yolculuğa başlarlar evlerine doğru. Ama o çöl öldürücü bir çöldür. Çok geçmeden suları biter ve bayılırlar. Onları Paladin kurtarır, zaten Khardan ile kan kardeşi olup yeminle bağlanmışlardı. Çölü geçerken Mathew hastalanır. Su lazımdır. Zohra onun öğrettiği şekilde büyüyle su yaratır. Mathew iyileşince kabilelerine dönmeyi başarırlar. Ama Tel civarında savaştan sonra sadece yaşlılar kalmıştır ve 3 kabile sefalet içinde bir aradadır. Ve Khardan'ın kadın giysileriyle kaçması yüzünden ona kızgındırlar. Mathew'in uyanıklığıyla sorunu hallederler ve Kich şehrinde esir tutulan kadınlarını kurtarmaya giderler. Yolda Paladin, Zohra'ya asılır, ondan çocuk ister. Ama birşey oldu mu olmadı mı bilmiyoruz, kitabın sonunda da buna bir vurgu yapılmıyor hiç. Okuyucunun yorumuna kalmış orası.
Kich şehrinde Quar'ın imamını Paladin öldürür. Kadınların hapishaneden kaçması için de sis büyüsü yaparlar. O da ters teper. Bütün muhafızların suyunu eme eme kurtarır kadınları. Aslında bir yandan işlerine çok yarar bu.
Bu arada göklerde de işler karışır. Gezgin Akhran, Kalifi kurtarırken yorgun düşer. Cinler de bir plan yapıp kötü Kaug'u demirden bir dağa hapsederler. Tabi geveze Pukah da onunla orada hapis kalır. Bir daha da çıkamıyorlar sanırım oradan.
Kich'ten dönen bedeviler evlerinde bir sürü misafir bulurlar. Sonra da Amir Kannadi'ye saldırmak için yola dökülürler. Geleceği gören Mathew, Khardan ve kardeşi Ahmet'in savaşta karşılaşacaklarını ve birinin öleceğini, sağ kalanınsa çok yükseleceğini söyler. Ama savaşa girmeden hemen önce Khardan ve Zohra'ya kurumuş bir çiçek verir. Çiçek ikisinin ellerinde canlanır ve açar. Meğerse bu Kahinin Gülü'dür. Orada sarılıp barışırlar. Kitap böyle pat diye bitiyor.
Pek çok soru kaldı kafamda ama çok da kurcalamıyorum, çok ayrıntılı ve karışık bir seri olduğu için beynim yeterince yoruldu zaten. Ama sonunu biraz daha uzatabilirlermiş diyorum.
B.F.G Polo Style Y7 Kadın Parfüm
B.F.G Polo Style Y7 Kadın Parfüm 50ml.
TMarkafoni'den ayakkabı almıştım Polo butiğinden. Yanında parfüm hediyesi varmış. Kokusunu çok beğendim, şekerli, tatlı, mayhoş ve çok hoş :) Tabi parfüm zevkleri herkese göre değişir ama ben bunu pek sevdim. Çok kalıcı olmasa da baya duruyor sıkınca.
16 Haziran 2017 Cuma
Okudum: Görünmeyen (Mari Jungstedt)
Adı: Görünmeyen
Orj. Adı: Unseen
Yazar: Mari Jungstedt
Fiyat: 14 tl
Sayfa: 288
Kitabın İsveç'te geçtiğini baştan söyleyeyim. Yani kişi ve yer isimleri İsveç dilinde. O yüzden özellikle soy isimleri okumakta epey zorlandım. Bir zaman sonra da soy isimleri okumaktan vazgeçtim.
İsveç'in Gotland adasında hayat sakin sürerken birden bir kadın öldürülür. Katili, erkek arkadaşı sanılır ama değildir. Helena' nın cinayetiyle uğraşırlarken başka iki kadın daha öldürülür. Benzer ölümler ve katilin tuhaf imzası.
Olayı araştıran ekip birçok kişiyle görüşür. Kişiler nedense ilk görüşme de her şeyi anlatmazlar. İlle birkaç görüşme daha yapılmak zorunda kalınır. Sonra sonra dökülürler. Ama katil hala gizemlidir. Diğer yanda da olayın gazeteci/basın kısmı var. Benim en sinir olduğu şey buydu bu romanda. Gazetecinin gözünden araştırılıyor cinayet, zaman zaman. Gazetecinin haber için çektiği sıkıntıdan, sürekli haber yayınlamak zorunda olmasından, her şeyi ilk önce ve tamamıyla öğrenmesi gerektiğinden defalarda bahsediliyor. Bir polisiye-cinayet romanında işin çözüm ve düşünce kısmının polis veya dedektifte olmasından yanayım, onlar daha sitemli düşünüyorlar bence. Gazetecinin didinmesi bu kadar ön planda olmamalı. Basın-yayın romanı değil ki bu. Ama gazeteciliğe bu kadar yer verilmesinin sebebi sanırım yazarın eşinin mesleği olması. Teşekkür kısmında bu ayrıntı var.
Sinir bozucu bu ayrıntıya takılmayanlar tabi ki olacaktır. Onun dışında olay örgüsü güzel. Katilin çocukluğunda çektiği aile ilgisizliği ve yaşadığı sıkıntıların önemsenmemesi, bu cinayetlere en büyük sebep. Psikolojik açıdan da güzel işlenmiş beğendim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

