11 Ağustos 2020 Salı

Golden Lady Mavi Oje ve Güneş Kremi Alışverişi

 




Golden Lady Mavi Oje

Pandemi sürecinde hızlı bir şekilde memlekete dönmüştüm, bir tane bile oje almaz mı insan yanına :( Gidip rastgele bir yerden oje de alamadım, malum çok pahalı ojeler, bir de her renkten var bende, evde unutsam bile. Neyse yaz yaklaşırken güneş kremi alayım dedim, gittigidiyorda daha uygun fiyatlı denk geldi aldım. 

Kargoyu açınca içinden bu oje de çıktı, hediye etmişler, nasıl sevindim anlatamam. Bedava sirke misali, çok da beğendim. Tabi tek katta bulanık bir şey oluyor, 2 kat sürünce güzelleşiyor. Yalnız, şişede renk kodu yok, etiket vs. hiç yok. Biraz baktım internette, kendi sitesini de bulamadım, çıkan görseller de pek güncel değildi. O yüzden numarayı bilemiyoruz. Ama bu rengi seviyoruz :)

*Aldığım güneş kremi de bu:

Yüzüme sürüyorum sadece, kokusu hafif, güzel. Sahillerde takılacak durumum olmadığı için sadece evden çıkarken maskenin dışında kalan bölgeye sürüyorum. Şimdilik yanık yok, kızarıklık veya sivilce vs. de yapmadı. 25 tl idi.

9 Ağustos 2020 Pazar

Okudum: Savaşçı Varis, Büyücü Varis (Cinda Williams Chima)

 
Adı: Savaşçı Varis
Orj. Adı: The Warrior Heir
Yazar: Cinda Williams Chima
Sayfa: 415
Fiyat: 20 tl

Bir zamanlar konusu ilgimi çekmiş olmalı ki listeme eklemişim, fiyatı düşünce de almışım. 'Biraz büyülü şeyler okuyalım canım' deyince de başlamış oldum. Aslında öyle aman aman övülecek bir kitap değil, çok sıradan da değil de adını koyamadığım bir yavanlık var. Kapak tasarımı da tuhaf şekilde boş ya, içinde de sanki öyle bir boşluk var gibi..

Hayal ürünü bir kasabadayız, günümüz Amerika'ında. Sıradan bir lise öğrencisi Jack, okulun futbol takımına girmek istiyor. Buraya kadar normal. Ama Jack doğduğunda bir kalp ameliyatı geçirmiş ve bu yaşına kadar düzenli kullandığı bir ilaç var. Jack ilk defa o ilacı içmeyi unutuyor ve o gün futbol antrenmanında ayarsız bir güç açığa çıkıyor. Sonra Jack aslında büyü yeteneklerinin olduğunu öğrenecek ve bir de o büyülü dünyayı tanımaya başlayacak En yakınlarının aslında hiç de göründükleri kadar sıradan insanlar olmadıklarını anlayacak. Öyle ki Jack, o büyülü dünya için fazlasıyla önemli biri haline gelecek ve peşinde kötü niyetli kişiler düşecek. Tabi yardım da görecek. 

Jack'in savaş eğitimi alması tesadüf değil tabii, hünerlerini sergilemesi lazım. Bir çeşit savaş-dövüş turnuvasına katılacak kendisi, isteyerek değil, zorla. Oradaki rakibi de sürpriz bir isim. Benim ilk tahminim tutmuştu. Belki de o yüzden aradığım heyecanı tam olarak bulamadım. Beni ters köşeye yatıramadı hikaye. Yine de kötü değil, okurken sıkıcı gelmiyor. Yaklaşık 4 günde bitirmişim. Devamı da var, onda karakterler değişecek gibi duruyor, bakalım..



Adı: Büyücü Varis
Orj. Adı: The Wizard Heir
Yazar: Cinda Williams Chima
Sayfa: 399
Fiyat: 20 tl

Serinin 2. kitabı ve ana karakter bambaşka biri. Yine bir ergen, evet hatta özel yetenekleri de var ama başı bu yeteneklerle dertte. Şöyle ki Joseph güçlerini kontrol etmesini bilmiyor. Ebeveynleri o küçükken ölmüş ve kendisine bakan kişi ona büyücülük konusunda pek yardımcı olmamış. Büyücüler yeteneğini kontrol edemezse ergenliği atlatamadan ölüyormuş bu dünyada. Joseph'in eğitmen bulması lazım ama o iş o kadar kolay değil. Sorunlu bir çocuk olduğu için neredeyse her dönem okul değiştiriyor ve son gönderildiği okul bataklıktan farksız. Müdürü tam bir manyak, yetenekli öğrencileri kendine bağlayan kötü bir büyücü ve kötülüğü kitabın sonlarına kadar tam gaz devam edecek. 

Pekii Jack ve Ellen nerede? Hala Trinity kasabasındalar. Bir şekilde yolları Joseph ile kesişecek elbet. Sonra birlikten kuvvet doğar mantığıyla, kötülüğe karşı gelmeye çalışacaklar. Kısa adıyla Seph, bu zorlu savaşta gerçek anne ve babasını bulmaya çalışacak, büyücülük eğitimi almaya çalışacak vee seri burada bitecek mi, hayır. 

Alırken 2 kitaplık bir seri olduğunu düşünmüştüm. Neye dayanarak böyle düşündüm bilmiyorum. Kitap biraz gizemli bitti, bazı şeyler tam yerine oturmadı ve tehlike bir yerden tekrar baş gösterecek gibi. Yazarın dilimize çevrilmemiş 3 kitabı daha varmış meğerse, kısa bir araştırınca gördüm. 1 yıl içinde çevrilmezse, Joseph kimdi, Jack neden önemliydi, ohoo unuturum ki ben :(

Sıkıcı bir kitap değildi onu da söyleyeyim, ilkine göre daha bir heyecanlıydı hatta. 

*Kapaktaki asa, yukarıda bahsettiğim kötü şahsa ait. Aslında asayı o yapmamış da, kullanıyor işte. İlk kitabın kapağındaki kılıç da tabii ki Jack haklı mirası. 
*En hoşuma giden karakter de Seph'in arkadaşı Madison. Kız büyücü değil ama tüm büyücüleri korkutacak harika bir yeteneği var. Kitapta kilit bir role sahip kendisi :)

2 Ağustos 2020 Pazar

Okudum: Babil Şifresi (Uwe Schomburg)




Adı: Babil Şifresi
Orj. Adı: Der Babylon Code
Yazar: Uwe Schomburg
Sayfa: 560
Fiyat: 20 tl

İsminden dolayı merak edip almıştım. Bu yazarı da daha önce hiç okumamıştım. Bir daha da okumayacağım. 560 sayfa olunca olayı macerası bol olur diye düşünüyor insan. Yok öyle bir şey. Uzun uzadıya tasvirler, bir sürü yan karakter, bir cümlede adı bir cümlede soyadı söylenen karakterler, kimin ne söylediği belli değil. Sürekli rüya gören papa, hem de aynı rüya. Bir yanda hasta bir çocuk, karaciğeri tamamen bitmiş, onun acılı annesi ve teyzesi. Bir yanda kızgın rahipler, sürekli birilerini öldürmek isteyen tuhaf tipler. Kitap tam bir karmaşa. Yazarın boş zamanlarında roman yazdığını söylemişler, belli ki çok kafa yormadan yazıyor. Anlayamadım valla.

Babil var mı peki kitapta? Çok küçücük bir yerde geçiyor. Babil kazılarında birkaç tablet ve kemik buluyorlar. Sonra günümüzde bunlar bir şekilde el değiştiriyor. Ama çok önemliler, öyle ki bilim ve din dünyası bunların peşinde. Biri ölümsüzlük derdinde biri tanrı. Gereksiz yere uzatılmış bir kitap. Keşke okumasaydım. Sonunu merak ettim ne olacak diye, pek bir şey olmadı..

27 Temmuz 2020 Pazartesi

Okudum: Körlük (José Saramago)




Adı: Körlük
Yazar: José Saramago
Orj. Adı: Ensaio sobre a Cegueira
Sayfa: 331

Okumayı düşündüğüm bir kitap değildi. İçeriğini de daha çok felsefik olarak düşünmüştüm.  Ama bir tanıdığım okumuş bunu ve biraz bahsetti. O anlatınca ilgilimi çekti tabii, farklı bir kurgu olabilir diye ödünç alıp okudum. Ara sıra böyle okuma çizgimin dışına çıkmayı seviyorum, sevdiğim türleri özletiyor bana :)

Bir gün bir adam kırmızı ışıktı dururken aniden kör oluyor. Karanlık bir körlük değil. Bembeyaz bir sisin içine girmiş gibi. Sebebi yok. Adamı evine götürüyorlar, karısı da onu göz doktoruna götürüyor. Doktor bir anormallik bulamıyor. Tamamen  sebepsiz ilginç bir körlük bu. Ertesi gün, göz doktoru da kör oluyor. Sonra diğerleri de. Bildiğimiz salgın gibi. Hemen ilk kör vakaları karantinaya alınıyor bir binada. Onlara kimse yaklaşmak istemiyor. Sadece yiyecek veriyorlar ve zamanla yeni kör vakaları da dahil oluyor bu karantinaya. Kör olmak ne demek öğreniyoruz. Gerçekten gözlerimizin kıymetini bilmiyoruz. 
Sonra kaos başlıyor o karantina binasında. Kavgalar, yiyecek savaşları, pislik, ölümler ve türlü acayip şeyler. İnsanoğlunun özündeki bütün kötülükler bir bir çıkıyor ortaya. Arada rahatsız edici sahneler de var, ben oraları atlayarak okudum. Karantina binası sarsıcı bir gerçeklikle anlatılıyor. Çok da ayrıntıya girmeyeyim, önemli bir kişi var bu kitapta. Olayların akışı çoğunlukla onun sayesinde değişiyor. Körlüğü o tedavi etmiyor, demek istediğim o değil, toplumsal açıdan o kişinin yararı büyük. Bunun dışında, kitap sadece körlük ve kaostan ibaret değil. Aralarda derin içsel düşünceler, felsefik çıkarımlar da var ve tabi ki insanın içindeki iyilik de var. 

Genel olarak beğendim diyebilirim, hızlı da okunuyor, heyecanı dozunda tutuyor yazar. Durağan bölümlerde sıkıcı olmuyor. Ama biri bahsetmese gidip alıp okumazmışım onu anladım, bir de gözlerin/görebilmenin kıymetini..

*Kapaktaki kişiler kitaptaki çekirdek bir grup. Dayanışmaları büyük.

24 Temmuz 2020 Cuma

Okudum: Kimyager (Stephanie Meyer)




Adı: Kimyager
Orj. Adı: The Chemist
Yazar: Stephanie Meyer
Sayfa: 590
Fiyat: 19.75 tl

2 mevsim önce alınmış kitaplara anca sıra geliyor.

Yazar tanıdık, Alacakaranlık serisini yazmış, filmleri beni baydığı için kitaplarını okumak istememiştim. Bu kitabı da tek, güzel bir maceradır belki diyerek aldım. Sayfası bol ya, heyecanı da boldur diye umdum ama pek öyle olmadı. Okunmayacak kadar kötü değil tabi,  yine de bu hikayeye göre biraz fazla uzatmış. 400 sayfada bitebilirdi her şey. Zira içsel konuşma ve fikir yürütmeler çok geldi bana.

Ana karakterimiz ajan değil, daha tehlikeli biri. Sorgulayıcı, işkenceyle ağızdan bilgi alan bir hanımefendi. Çalıştığı yerde ondan herkes çekiniyor ve ona Kimyager diyorlar. Sebebi de kullandığı yöntemler. Hatun kimyasal bileşenlerle çalışıyor, zehirler, acı vericiler, uyuşturucular vs. Yöntemi güzel aslında. Ama iş hayatı onu fena yalnızlaştırmış ve çalışırken artık ne duyduysa (kendi de hemen farkına varamıyor), iş yeri onu öldürmek istiyor. O da bunu erken fark edip kaçıyor.  Sağlam tedbirler alarak kaçak yaşıyor birkaç sene. Öyle ki gaz maskesiyle uyuyor, kaldığı odaya zehirli gaz salıyor, onu öldürmeye gelenleri böyle avlıyor. Sempatik değil mi?

Kimse sonsuza kadar kaçamaz evet. Ama Kimyagerimiz öyle yakalanmıyor. Aksine yolu bambaşka biriyle kesişiyor. Kendi paçasını kurtarayım derken başına bir sürü şey gelecek. Okurken çok sıkılmadım aslında, sadece fazla uzun. Konu bu uzunluğa göre yavan kalıyor. Yoksa sıradan polisiyelere göre baya iyi yerler vardı, şaşırtıcı ayrıtılar vs.

* Yazım hataları, kimin söylediği belli olmayan cümleler, isimleri yanlış yazmalar.. Çok var bunlardan, cık cık.
* Adı Kimyager diye içinin de fen deneyleriyle dolu olduğu anlaşılmasın. Bilimsel şeyler çok ayrıntılı değil.

16 Temmuz 2020 Perşembe

Okudum: Akşam Yıldızı (İskender Pala)




Adı: Akşam Yıldızı
Yazar: İskender Pala
Sayfa: 250
Fiyat: 16 tl

Göbeklitepe ile ilgili olduğu ve kapağından etkilendiğim için almıştım. Beklediğim gibi çıkmadı maalesef. Abum Rabum gibidir diye ummuştum nedense. Değil, kendi içinde bir macerası var ama genel olarak içsel düşünceler, felsefik ve dini söylemler içeriyor. Aslında çok sıkılmadım, merak ettirecek şeyler de vardı ama genel olarak biraz mutsuz oldum okurken. 

Göbeklitepe'nin nasıl yapıldığına dair farklı bir bakış açısıyla anlatılıyor diyeyim kısaca. Akşam yıldızı ise, ona bakmak, asırlar boyu..

11 Temmuz 2020 Cumartesi

Okudum: Zodyak, Gezgin Yıldız (Romina Russel)




Adı: Zodyak
Orj. Adı: Zodiac
Yazar: Romina Russel
Sayfa: 398
Fiyat: 20 tl

Alalı epey oldu ve anca sıra geldi okumaya.  Burçlardan ilham alıp farklı bir kurgu oluşturulmuş. Sanırım yazarın ilk kitabı, genel olarak güzel ilerliyor. Bazı yerlerde hayal etmekte zorlandım, çok farklı mekan-teknoloji tasvirleri var. Olaylar da hızlı akınca çok da takılmadım ayrıntılara. Tabii seri, ikinci kitapta daha da hızlanacak ve karışacak her şey.

Burçları gezegen gibi düşünün. Ortada güneş var bizimki gibi, adı Helios. Her burcun halkının da kendilerine has özellikleri var. Baş karakterimiz Rho, bir kız. Yengeçte yaşıyor. Başına türlü şeyler gelecek, bu evrende çok önemli bir konuma yükseltilecek ama henüz 17 yaşında ve oldukça da tecrübesiz sayılır. Ona yardım edecek kişiler olacak tabii ama bir yanda da işleri baltalayacak tipler var. Pek sevmedim o uyuz tipleri. Bir de gerçek kötülük var. Evet kendisi 13. burç, yılan. Tipinden çok huyu yılan. Çok farklı yöntemlerle dehşet saçmaya başlıyor bu kötü karakter ve onu sadece Rho görebiliyor. Kıza kimse inanmıyor maalesef. Zor işler..




Adı: Gezgin Yıldız
Orj. Adı: Wandering Star
Yazar: Romina Russel
Sayfa: 335
Fiyat: 20 tl

Zodyak'ın kötüsü (kısaca) Ophus, 2. kitapta huy değiştiriyor. Rho'ya göründüğü zamanlarda neden değiştiğini de anlatıyor. Meğer en kötü o değilmiş. Daha da beteri varmış, asıl o büyük kötülük yok edilmeliymiş. Ve buradan itibaren Ophus taraf değiştirip Rho'ya yardım ediyor. Karşılığında da ondan bir şeyler istiyor. Karşılıksız iş yapmayan kimse yok zaten. Neyse.

İlk kitapla kıyaslarsam, burada kaos daha fazla, macera ve olay daha fazla. Ama ben sıkıldım. Başroller hep ergen. Özellikle Rho çok kararsız, çok alıngan, çok duygusal vs. Bunları toplayınca kocaman kocaman hatalar yapıyor hanfendi. Tabi 2 kişi arasında kalmalar var, baydı beni. 

Serinin son kitabı olduğunu umarak okudum ama gidişat öyle olmadı.Bir sürü küçük sorun çıkarıldı, kimisi çözüldü kimisi daha da büyüdü derken asıl kötünün yakınına bile varmadı olay. Devamı varmış baktım, hatta 2 tane varmış devam. Sonuncusu 2017 de yazılmış, dilimize ne zaman çevrilirse artık. Okuyana kadar unuturum ben ayrıntıları. Zaten tesadüfen karşıma çıkmadığı sürece de peşine düşmeyeceğim, o kadar sevmedim.