Cenk Kayakuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cenk Kayakuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2022 Cumartesi

Okudum: Kara Güneş (Cenk Kayakuş)

 


Adı: Kara Güneş
Yazar: Cenk Kayakuş
Sayfa: 431

Yazarın birkaç kitabını daha okumuştum önceden. Dilini ve anlatım tarzını beğendiğim için diğer kitaplarına da şans veriyorum denk geldikçe. Kara Güneş'i de yine bir arkadaşın kitap alışverişinde kargoyu tamamlamak için eklemiştim. Neredeyse 2 yıl olacak alalı. O zamanlar 15-20 tl civarıydı diye hatırlıyorum.

Hakan Geda yine baş karakterimiz. Bu sefer olaya kendisi bile isteye, zorla dahil oluyor. Aslında olayla bir alakası yok. Hakan bir fotoğrafçı. İstanbul'da fotoğraf sergisi düzenlediği sırada, arka balkona çıkıyor ve arkadaki binalardan birinde el feneri ışığı görüyor. Olay ilgisini çekiyor. Bir tür hırsızlık olduğunu düşünerek orada gezinenlerin fotoğrafını çekiyor. Yanlışlıkla flaş patlayınca adamlar bunu fark ediyorlar ve peşine düşüyorlar. Aslında Hakan bu kısımdan sonra hiç sesini çıkarmasa başına da bi iş gelmeyecekti ama canı macera istiyor :)

Kitabın Nazilerle ilgili kısmına da değineyim. Nazilerin Alman ırkını yüceltme konusunda bazı çalışmaları olmuş. 2. dünya savaşı sırasında. O çalışmalara ait belgeler gizliymiş, bir örgüt tarafından günümüze kadar saklanmış. Belgelerin bir kısmı İstanbul'daki -Hakan'ın gördüğü- binada gizliymiş. Olay aslında bir hırsızlık değil, eski belgelerin yeni sahiplerince bulunmasıymış. Tabi Hakan bu işi araştırdıkça, altında hiç de masum olmayan şeyler çıkacak ve Hakan dünyayı kurtarmak isteyecek :)

Bir de işin Tibet kısmı var. Çok çok eski zamanlardan kalma bir yeraltı şehri keşfediliyor orada. 2. dünya savaşından hemen önce. Bir grup Alman tarafından yapılıyor bu keşif. Orada Alman ırkının Orta Asya'dan neden göçtüğü sorusunun cevapları aranıyor. Aslında Avrupa'daki sarışın ırkın desek daha doğru olur. Cevaplar bulunsa da gizli kalıyor ve savaş sırasında yok olmasın diye her şey gizleniyor. Nazilerden kalma bir dernek tüm sırları saklıyor ve günümüze zengin bir Alman artık bunları açığa çıkarmak istiyor.

Konu karmaşık gelmesin. Yazarımız güzel bir akışta anlatıyor bunları. Araya tempolu koşuşturmacalar da giriyor. Hakan karakterinin kafası gözü yarılacak pek çok kez ama o hayatından memnun :) Sadece kitaptaki küfürlü kısımlardan biraz rahatsız oldum. Yani hafif bir sansürle daha ılımlı hale getirilebilirmiş. Günlük hayatın baya baya içinden, böyle derinden sövmeselermiş, iyiymiş..

* Kara Güneş de, Nazi felsefesi güden örgütlerden biri. Aynı zamanda uzaydaki kara deliklere de ufak bir gönderme. Kitaptaki bilimsel kısımlara değinmedim. O da okuyacaklara kalsın.

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Okudum: Uçuş 345 (Cenk Kayakuş)




Adı: Uçuş 345
Yazar: Cenk Kayakuş
Sayfa: 383
Fiyat: 13 tl

Başrolde Hakan Geda olur da macera güzel olmaz mı :) Çok akıcı ve sürükleyici. Beğendim.

1975'te İzmir'den İstanbul'a giden bir uçak, elektrik kesintisi sebebiyle piste inemez. İner ama hemen kalkmak zorunda kalır, yolu göremediği için. Havada bir tur atarken işler ters gider ve uçak Marmara Denizi'ne düşer. İçindeki yolcularla birlikte sulara gömülür. Kazadan sadece bir kişi kurtulur: Dieter Ihler. Alman bir gazetecidir, araştırdığı önemli bir konu hakkındaki belgeleri su geçirmez çantasındadır. Uçak suya gömülünce çanta orada kalır. 40 yıl sonra birileri çıkarana kadar. Kimin çıkaracağını söylememe gerek yok :)

Avrupa'da zengin bir silah tüccarı, yıllardır savaş silahı koleksiyonu yapmaktadır. Koleksiyondaki en önemli parça Attila'nın mezarıdır. Onu da Kıbrıs Barış Harekatı sırasında keşfetmişlerdir. Herkesten gizlice Avrupa'ya kaçırmıştır. Zaten Dieter Ihler'i de bu yüzden ortadan kaldırmak isterler. Her şeyi bildiği için.

Dieter yıllarca saklanır ama 40 yıl sonra ortaya çıkar ve uçak pistinin elektriğini kesenlerin bant kaydını bulur. Sonra bu kaydı, kazada ölenlerin akrabalarına yollamaya başlar. Topkapı Sarayı'nın müdürüne de bir kaset gönderir. Müdür, dolaylı olarak Hakan'la tanışır ve olay Hakan'ın ilgi alanına girer. Sonrası soluksuz bir macera..

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Okudum: Piri Reis'in Sırrı (Cenk Kayakuş)



Adı: Piri Reis'in Sırrı
Yazar: Cenk Kayakuş
Sayfa: 395
Fiyat: 13 tl

Yazarın Av isimli kitabını okuyup çok beğenmiştim. Bunu da beğeneceğimi umarak aldım, iyi ki de almışım. Kitap çok hızlı akıyor, anlatım, karakterler, mekan, olay.. Hemen sarıyor konusu. Kendimizi hızla akan bir maceranın, koşuşturmacanın içinde buluyoruz. Bu yönden sevdim.
Yine Hakan Geda var başrolde. Bu adamın başına gelenler hiç bitmeyecek. :)

Piri Reis, zamanında bir kuşatma sırasında bir hazine haritası bulur. Ama hazineyi göremeden idam edilir ve manevi oğluna devreder bu işi. Oğlu da Kilitbahir'de bir duvara gizler haritayı ve Piri Reis'in notlarını. Bir restorasyon sırasında bunlar ortaya çıkarılır. Tam araştırmacılar bununla ilgilenirken işin içine kötü kimseler de karışır.
Konuyu bilen tarihçiyi kaçırırlar. Malum ada Singapur açıklarında bir yerdedir. Tarihçi kaçırılınca Hakan da bir şekilde olayın içinde bulur kendini. Birkaç yakın arkadaşıyla bir ekip kurup, tarihçinin peşine düşer. Deniz yolculuğunda işler ters gider. Büyük bir fırtına da tekneleri bozulur ve tarihçiyi kaçıran adamla karşılaşırlar. Aynı zamanda korsanlarla..
Somalili korsanlar da tüm bunlardan ayrı bir şekilde bir transatlantiği kaçırıp, malum adaya getirirler. Gemideki bin kişiyi mağarada çalıştırırlar. Hakan'ın yolu, denizde kaybolduklarında tesadüfen bu adaya düşer ve olaylar gelişir :)
Çoğunu anlattım, gerisini de merak eden okusun artık :)

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Okudum: Av (Cenk Kayakuş)



Adı: Av
Yazar: Cenk Kayakuş
Fiyat: 13,60 tl

Yazarın ilk kitabıymış. Sadece 3 bin basıldıysa çok üzülürüm çünkü kitabı beğendim. Daha çok kişinin okumasını da kesinlikle isterim.

Hakan Geda kendi halinde biridir. Geçmişte özel bir timde askerlik yapmış, ama günleri geride bırakmıştır. Arkeoloji okumuş ama fotoğrafçılıkla uğraşan biridir. Semih ise askerlik günlerinden kalma çok yakın arkadaşıdır. Semih'in babası kanserden ölünce vasiyeti açılır. Oğluna çok önemli bir şey bırakmıştır. Ama ne olduğunu yazmamıştır. O şey, ölen babasının midesindedir. Midesi açılmadan bir gün önce Semih saldırıya uğrar, ona yaralayan kişiler Semih'i babasının naaşının bulunduğu hastaneye getirirler. Morga girip o garip nesneyi alıp ortadan kaybolurlar.
Ne tesadüftür ki bu kişilerin bir görevi daha vardır. O da Hakan'ı öldürmek. Hakan kolay lokma değildir. Arabası hurdaya dönse de o sağ çıkmayı başarır.
Bu sıralarda kötü adamlardan biri (Juan) taraf değiştirir ve bizim sempatik ikiliye yardım etmeye gelir. Kötü adam Waknin'in peşinden taa İsveç'e gidip, oraların altını üstüne getirirler. Çok lüks bir gemide biraz keyif çatıp İsveç'in en önemli uyuşturucu kaçakçısını da kısmen haklayıp dönerler. Ama Türkiye'deki bir cinayet onların üzerine kalmıştır ve hazine hartası hala çözülememiştir.
Devamını anlatırsam kitabın bir anlamı kalmayabilir :)

Ben sevdim, başarılı bir macera. Umarım daha geniş kitlelere ulaşır..