Daha önce iPhone için zil sesi yüklemeyi anlatmıştım ama iTunes sürekli güncelleniyor ve bu ayarlar da değişiyor. (önceki konu)
Öncelikle yüklemek istediğimiz zil sesini iPhone uzantılı hale getirmeliyiz (.m4r) Bunun için pek çok websitesi var. Google'da online mp3 kes, dönüştür gibi kelimelerle bir sürü siteye ulaşabiliriz. Ben bu siteyi ve içindeki sekmeleri kullanıyorum. Hem müzik keserken de dönüştürebiliyorum, bilgisayara fazladan program kurmaya gerek kalmıyor.
Zil sesini 40 saniyeyi geçmeyecek şekilde ayarlamalıyız. Uzantısı da .m4r olduysa iTunes'u açıp telefonumuzu bağlıyoruz. Telefon simgesine basıyoruz. Soldaki sekmeler genişleyecek. Ses Tonları sekmesine tıklıyoruz ve daha önceden attığımız zil seslerini görüyoruz. Hiç atmadıysak hiçbir şey görünmez. iPhone'un standart zil sesleri burada görünmüyor çünkü.
Sonra dönüştürmüş olduğumuz zil sesini bulup kopyalıyoruz. Ses tonları sayfasında yapıştırma seçeneği yok o yüzden Ses Tonları sekmesinin kendisine Sağ tıklıyoruz ve Yapıştır diyoruz.
Sağdaki listenin başına yeni zil sesimiz gelecek. Son adım olarak en alttan Eş Zamanla'ya basıp işimizi bitiriyoruz. Telefonda da Ayarlar'dan Ses bölümüne girip yeni zil sesimizi seçeceğiz.
Önceden Ses tonları sayfasına sürükle-bırak yoluyla zil seslerini atabiliyorduk ama o özelliği kaldırmışlar. İyi olmamış. Bu şekilde yapıştırmayı tesadüfen buldum, o da olmasaydı çok darılacaktım.
17 Temmuz 2018 Salı
16 Temmuz 2018 Pazartesi
Natty Oje 362 Mavi
Natty Oje 362 Mavi
Natty'nin ojelerini çok önceden kullanıp sevmiştim. Şimdilerde pek görmüyorum, bu maviyi de bir arkadaş vermişti. Tek katta çok uçuk bir renk çıksa da iki katta güzel oluyor. Canlı bir renk, yazın güzel gidiyor.
Tek kat hali
Mat oje sürülmüş hali
13 Temmuz 2018 Cuma
Okudum: Beyin Senin Hikayen (David Eagleman)
Adı: Beyin Senin Hikayen
Orj. Adı: The Brain - The Story of You
Yazar: David Eagleman
Sayfa: 265
Beynin işleyişini güzel bir dille anlatan bilimsel bir kitap. Normalde gidip alacağım bir tarz değil ama evde denk geldi okudum. Okurken de hiç sıkılmadım.
Bilimsel olsa da anlatım eğlenceli ve sıkmıyor. Hatta beynimizle ilgili değişik şeyler de öğrendim diyebilirim. En başta doğru ve güzel çalıştığı için tüm organlarımıza şükretmemiz gerektiğini öğrendim aslında. Bu çok önemli bir konu ama sıkıntı çıkana kadar farkına varmıyoruz. Kitapta pek çok örnek veriliyor. Sadece beyin hasarı için değil, beyin zaten her organla ilgili olduğu için neredeyse tüm vücut sıkıntılarına yönelik deneyler yapılmış ve bazılarını anlatıyor. O zaman anlıyor insan sağlığın kıymetli olduğunu.
Bunun dışında bence bilimle ilgili olan veya olmayan herkesin okuyabileceği bir kitap diyebilirim. Yer yer güldürüyor, yer yer düşündürüyor.
Yazarın Ingocnito kitabını okumamıştım, o da böyle bilimselmiş. Beyin kitabındaki bazı fikirleri Incognito'dakilerle çakışıyormuş. Yazar kitabın sonunda böyle not düşmüş. Okumuş olsaydım kıyaslama imkanım olurdu ama bir şey diyemiyorum..
Ayrıca bu kitabı yazarken beyinle ilgili bir de belgesel çekmişler. Bir ara onu da izlemeyi düşünüyorum.
8 Temmuz 2018 Pazar
Okudum: Elantris (Brandon Sanderson)
Adı: Elantris
Yazar: Brandon Sanderson
Sayfa: 509
Fiyat: 19 tl
Kitap çok kalın, boy olarak çok büyük ve yazı puntoları baya küçük, bu yüzden okumak için tatil zamanını bekledim. İyi ki de beklemişim. Severek okudum, uzun olmasını bile sevdim. İçinde bol macera, heyecan ve güzel bir fantastik evren var. Bu tarz kitapları sevdiğim için okuduğuma da aldığıma da çok memnunum.
Elantris bir şehir, büyülü bir şehir. İnsanları çok güzel, hayat güzel, etrafındaki şehirler de ona uyumlu. Ama bir gün bir felaket geliyor ve bu güzel şehrin büyüsü bozuluyor. Şehir kararıyor, insanları da kararıyor, ölmüyorlar ama kalpleri de atmıyor ve acıları hiç dinmiyor. Elantris'in lanetli halkı kendi şehrine hapsediliyor ve diğer şehirlerde hayat kendi yolunu buluyor. Ama ara sıra Elantris laneti diğer normal insanlara da bulaşıyor. O insanları da gizlice Elantris'e atıp kendilerinden soyutluyorlar. Böyle bir düzenin ortasında başlıyor kitap.
Arelon'nun prensi Raoden, bir gün Elantris lanetiyle uyanıyor ve kendini o lanetli şehirde buluyor. Prens çok iyi biri ve ilerde kral olacağı düşünülüyor. Ama zamansız gelen o lanet işleri biraz bozuyor. Yine de umutsuzluğa düşmeyen prens bu sefer Elantris'i keşfetmeye başlıyor. Zamanla da oradaki düzene müdahale ediyor. Ama aklında bir soru var. Büyü neden bozulmuş? Çünkü büyü yapmaya yarayan Aon denen çizgiler hala çizilebiliyorsa büyü de demek ki tam anlamıyla yok olmamış. Bu merakla oradaki kütüphanelere dalıyor ve eli pek de boş çıkmıyor.
Diğer tarafta bir prenses var Sarene. Farklı bir şehirden. Raoden ile nişanlı ama adamı henüz tanımıyor. Tanışmaya geldiği gün de prensin öldüğünü söylüyorlar. Elantris'e gittiğinden haberi olmuyor maalesef. Prenses politikadan anlayan biraz da cazgır bir tip, bu yüzden Arelon'da yamuk olan ne varsa düzeltemeye başlıyor. Buna kral da dahil.
Kitabın üçüncü ana karakteri bir rahip. Hrathen. Kitapta bir sürü dinden bahsediliyor, ayrı ayrı yazmayacağım. Bu rahip de kendi dinini yaymak için Arelon'a geliyor, biraz tehlikeli biri ve prensesle epey çatışıyorlar. Bu rahibin yanında pek çok ufak rahip daha var ve ilerleyen zamanlarda ortalığı epey karıştıracaklar.
Raoden, Elantris'in büyüsünü düzelmeye çalışırken prensesle de tanışacak, oradan pek çok kez kaçacak ve liderliği çoğu kez elde edecek.
Böyle anlatınca basit bir hikayeymiş gibi duruyor ama okurken aslında baya kapsamlı ve dolu dolu bir hikaye. Yazarı pek çok yerde tebrik ettim, kurgusuna hayran kaldım. Tek kitap olması aslında biraz da üzdü beni. Kolayca seriye dönüştürülebilecek kadar özgün bir konu olduğunu düşünüyorum.
Kitabın mavi kapağını çok beğendim. Orijinal kapak o kadar çekici durmuyor. Amazon'daki görsel böyle.
Bir de kitaba büyük dedim ama fotoğrafta anlaşılmıyor. Kıyaslamak için yanına standart boyda bir kitap koydum. Almadan fikir edinmek isteyenler için. Ansiklopedi gibi duruyor ve etrafta görenlerin ilgisini hemen çekiyor :)
Fiyat olarak aslında pahalı ama kitap sitelerinde indirimleri takip ederek daha ucuza da alınabilir..
3 Temmuz 2018 Salı
Okudum: Hasat Zamanı (Michael R. Hicks)
Adı: Hasat Zamanı
Orj. Adı: Season of the Harvest
Yazar: Michael R. Hicks
Sayfa: 525
Fiyat: 12,5 tl
Kitabın kapağına bakınca sanki içinde mitolojik bir hikaye geçecekmiş hissi veriyor ama alakası yok. Kitap maceralı bir bilim kurgu. Neden böyle bir kapak yapmışlar anlamadım ama ciltli olması ve cildin böyle tatlı bir lacivert olmasına bayıldım. Her gören hayran oldu cilde, içinde hayatın anlamı varmış gibi :D Şimdilerde fiyatı atmış kitabın, ben okuoku.com'dan almıştım birkaç ay önce..
Konusu GDO'lu yiyeceklerle bağlantılı. Yazar kitabın sonunda neden böyle bir konu seçtiğini, daha doğrusu kitabın çıkış hikayesini anlatmış. Samimi olmuş yazar-okur ilişkisi açısından. Ama işin içinde biraz uzaylı da var onu baştan söyleyeyim.
Bir grup bilim insanı, genetiği değiştirilmiş tohum üretiyorlar. İçine ne koyduklarını kimse bilmiyor. Bilenler de ne kadar korkunç bir sonun yaklaştığını fark edip, engel olmak istiyorlar ama acımasızca öldürülüyorlar. Diğer yandan yöneticiler, bu tohumların her derde deva niteliğinde olduğunu ve herkes tarafından yenmesi gerektiğini söyleyip duruyorlar, daha doğrusu bu tohumlardan yetişecek bitkilerin. Tabi yöneticiler kandırılıyor ama farkında değiller. Ortada tam olarak dönen dolabın farkında olan grup ise ülke çapında terörist ilan ediliyor ve onlar da gözlerden uzak bir yeraltı kompleksine sığınıyorlar.
Uzaylı tarafına gelecek olursak, ortada bir yaratık var. Tam olarak hangi sınıfa uyduğu belli değil ve ona Hasatçı diyorlar. Uzaydan geldiği bile kesin değil aslında. Bu yaratık kendi kendine çoğalamıyor ve insanlardan yardım alarak, biraz da bu tohumlar vasıtasıyla çoğalıp, dünyaya dehşet saçmayı planlıyor. Bizim kahraman ekibimiz de bu yaratıkları tek tek öldürmeyi düşünüyor.
Kitap güzeldi, sevdim ben. Sürükleyici bir anlatımı var ve hızlı okunuyor. Tek sinir olduğum nokta çeviri hataları. Türkçe'deki anlatım bozukluklarının tüm örnekleri var kitapta. Bir kere daha incelenseymiş baskıdan önce, hallolabilecek hatalar aslında ama neyse..
Kitabın kapağına anlam veremeyip orijinaline bakım. O daha uygunmuş konuya.
Cecile Oje 60
Cecile Oje 60
Daha önce hiç Cecile'in ojelerini kullanmamıştım. Bunu da bir arkadaşım verdi. Rengi, şişede pek hoş görünmüyor ama sürünce beğendim. Kot rengi gibi, güzel bir renkmiş. Biraz koyulaşmış, o yüzden tek kat sürdüm, yine de çabuk kurudu.
Siyahla biraz daha koyulaştırıp öyle de denemeyi düşünüyorum..
Mat sürülmüş hali:
1 Temmuz 2018 Pazar
Klorane Papirüs Sütlü Saç Bakım Maskesi
Klorane Papirüs Sütlü Saç Bakım Maskesi 150 ml.
Klorane'in geçen sene yaptığı minik yarışmadan çıkmıştı kendisi. Düzenli kullanamasam da sevdim. Saçlarda güzel bir yumuşaklık ve hoş bir koku bırakıyor. Bunu kullandığım zamanlarda fazladan başka kreme gerek duymadım hiç, sprey tarzı saç yumuşatan ürünlere filan hiç gerek kalmadı.
Sevdim ama alır mıyım bitince bilmiyorum, pahalı biraz..
Etiketler:
Klorane Papirüs,
koku,
krem,
nasıl,
Saç Maskesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



