1 Eylül 2018 Cumartesi
Okudum: İnsan Neyle Yaşar? (Tolstoy)
Adı: İnsan Neyle Yaşar?
Orj. Adı: What Men Live By And Other Tales
Sayfa: 92
Yazar: Tolstoy
Büyük bir kitap alışverişinin yanında hediye gelmişti kendisi. Daha doğrusu birkaç kitap arasından birini seçmem gerekiyormuş, bunu seçtim. Hangi siteden olduğunu hatırlayamadım şimdi. Genelde bu kadar ince kitaplar almam, hemen bitiveriyorlar. Uzun hikaye seviyorum ben. Neyse.
İçinde 3 öykü var. Birisi çok kısa. İlk öykünün sorusu kitaba adını vermiş. İyilik, yardımseverlik, sevgi, inanç gibi konuları işliyor. Sorunun cevabını da söyleyeyim: Sevgi.
Son öyküde de biraz açgözlülük işlenmiş. Fazla uzatmış onu Tolstoy, bence.
Kitap kısa olunca, hakkında söylenecek pek bir şey de olmuyor haliyle..
25 Ağustos 2018 Cumartesi
Okudum: Endgame Çağrı - Gök Anahtarı - Oyun Kuralları (James Frey, Nils Johnson-Shelton)
Adı: Endgame - Çağrı
Orj. Adı: Endgame - The Calling
Yazarlar: James Frey, Nils Johnson-Shelton
Sayfa: 534
Fiyat: 7,5 tl
Endgame serisine ne zamandır başlamak istiyordum. Aslında konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu, arka ve iç kapak tanıtım yazıları da biraz fazla basit kaçtığından almayı hep erteledim. Bir gün kırtasiyede 10 liraya görünce de dayanamadım. Kasada bir indirim daha görüp 7,5 a düştü, sırıta sırıta çıktım dükkandan :D Kitap kötü de çıksa pişman olmayacaktım. Ama kitap baya iyi çıktı.
Karakter olarak kalabalık bir anlatım var. Olay 12 kişiyle başlıyor. Daha doğrusu Dünya'ya 12 meteor düşüyor. Her meteorda o 12 kişiyi ilgilendiren özel taşlar var. Aslında bu meteor olayı bir Çağrı. Taşını alan kişi toplanma yerine gidiyor. Dünya'nın her köşesinden her milletten karma bir topluluk oluşuyor ve Endgame denen, Dünya'nın sonunu ya da yeniden başlangıcını temsil eden savaş başlıyor. Bu kısımlar biraz Açlık Oyunlarına benziyor, zira toplantı bittiği andan itibaren birkaç temsilci kıyıma uğruyor. Diğerleri de kendilerine verilen ipuçlarının peşine düşüyorlar.
Arada ittifak kuranlar da oluyor ama bu oyunun bir kazananı olmak zorunda. Yani her ittifak son bulacak.
Neden 12 olduğuna gelince, burada işin kurgusal boyutu başlıyor. İnsanlığı yaratan tanrılar, onları 12 soya bölmüşler. Her biri 20 yaşına gelene kadar acımasızca eğitilmiş ve Endgame oyununa hazırlanmış. (20'sini geçenler oyuna katılamayacak dolayısıyla bu biraz ergen kitabı oluyor ama kesinlikle sıkıcı değil. Sadece isimler ve soy isimler kafa karıştırıyor. Sadece isimleri okumak daha kolayıma geldi.) Yüzyıllarca çocuklarını eğitmişler ve normal insanların arasında sırlarını saklayarak yaşamışlar. Çağrı gününü bekleyerek..
Oyunun kazananı, kendi soyundan gelenleri ve sevdiklerini kurtaracakmış, geriye kalan tüm insanları öldürerek. Dünya'nın varoluşundan beri yok olan medeniyetler hep bu savaşlar sonucuymuş. Bunun sonsuz bir döngü olduğunu anlayanlar ya delirmiş ya da oyunda pasif kalmayı seçmişler. Tanrılar tarafından engellenenler de oluyor son Endgame oyununda. Kitabın sonunda, Tanrıların istediği anahtar bulunuyor ve öbür kitabı merak ediyoruz..
Biraz dağınık anlattım ama kitabın akışı da böyle, biraz gizemli ve çok sürükleyici. 2 günde bitirdim, daha doğrusu yedim :)
*Kapaktaki garip simge neymiş? Bölüm başlarında, o bölümün ana karakterlerinin adı yazıyor ve hepsinin farklı bir simgesini gösteriyor. Dikkat etmeyince fark edilmiyor pek. Bu sembol de Çağrı toplantısını yapan Tanrının sembolüymüş. Aslında her şeyi o başlattı evet.
**Bölüm aralarındaki resimlere, görsellere bir anlam veremedim. Çoğunda fayans desenleri var, arada konuyla ilgili şeyler koymuşlar ama biraz gereksiz geldi bana. Onları çıkarsak belki bi 20-30 sayfa hafiflerdi kitap.
*** Kitapta karakterler ipuçları sebebiyle gezerken Türkiye'ye de uğruyorlar. Göbeklitepe için. Kendi ülkesini okurken bir değişik oluyor insan nedense, yabancı bir kitapta..
Adı: Endgame - Gök Anahtarı
Orj. Adı: Endgame - Sky Key
Yazarlar: James Frey, Nils Johnson-Shelton
Sayfa: 544
Fiyat: 20 tl
Tanrıların müdahalesiyle Dünya Anahtarı bulunmuştu. Hem de Endgame'e ve neredeyse tüm düzene isyan eden bir soyun oyuncusu tarafından: Sarah. Aslında Sarah bile bilmiyor soyunun eskiden nelere karıştığını. Neyse, anahtarın bulunması bir sonraki evreyi tetikliyor. O evre de, Dünya'ya bir göktaşının çarpması. Kısacası yıkım. Taşa da Abaddon adını veriyorlar ve tüm dünya halkı bu oyunu öğreniyor. Hatta oyuncuları da öğrenecekler. İçlerinden biri, hepsini ifşa edecek.
Dünya Anahtarı küçük bir taştı, onun gök anahtarıyla birleşmesi gerekiyormuş. Son evreye ancak o şekilde geçilebilirmiş. Gök Anahtarı maalesef ufak bir taş değil, bir canlı, bir insan. Bu birleşmeye çoğu oyuncu karşı çıkıyor, oyunun bitmesini/durmasını istiyorlar. Bunun için de o canlının öldürülmesi gerek, ama o kadar kolay olmuyor işler.
Diğer taraftan, oyunlara başından beri karşı çıkan oyuncu, adı Hilal, başka bir şeyin peşinde. Daha doğrusu oyunu sona erdirecek başka bir çözümün peşinde. Dünyadaki şeytanı bulup öldürmeye çalışıyor. Zamanın başından beri insanların arasında dolaşan ve sadece kötülük yayan şeytanın adı Enki. Ve ne tuhaftır, kumarhanelerin başkentinde kendisi. Hilal'in onu öldürmesi de epey ilginç oluyor. Zira kendisi çok eski bir silahı kullanacak. Yılana dönüşen asaları. Sonra bu yılanlar kapaktaki simgeye dönüşecekler..
Kitap epey heyecanlı. Gök anahtarının bulunmasının önüne geçilemiyor maalesef. Yoksa oyunlar durur, tanrıların da canı çok sıkılırdı.
*Oyuncuların yaşları 20'nin altında ama hepsinin aldığı eğitim ve sergiledikleri yüksek performanslar, onları 35'indeki ajanlar gibi gösteriyor. Gözümde canlanan ergen tipine uymuyor davranışları.
**Bölüm aralarındaki tuhaf fotoğraflar bu kitapta da devam ediyor. Çözemedim, hala boya israfı olduğunu düşünüyorum.
Adı: Endgame - Oyun Kuralları
Orj. Adı: Endgame - Rules of the Game
Yazarlar: James Frey, Nils Johnson-Shelton
Sayfa: 393
Fiyat: 20 tl
Oyun tüm acımasızlığıyla devam ediyor.
Shari'nin kızı küçük Alice, Gök Anahtarıymış. Bu anlaşılınca tüm oyuncular küçük kızı ele geçirmek için uğraşıyorlar. Kimisi onu öldürmek için, kimisi onu yarışmayı kazanmak için istiyor. Öldürmek isteyenlerin bir kısmı aslında küçük kıza kıyamayacak ve bu yüzden oyunun kaderi biraz değişecek.
Güneş anahtarını bulunca oyun bitmiş olacak ama uzun süre kimse bu anahtarı bulamıyor. Neye benzediğini bilmiyorlar, sadece bulunabileceği yerleri tahmin ediyorlar. Tabi koşturmacanın ortasında Abaddon dedikleri devasa meteor, Dünya'ya çarpacak. Maalesef. Ama her yer etkilenmeyecek. Sadece gökyüzü kararacak bulutlardan.
Oyunu iptal edecek bir hamle keşfedecekler: Oyunu başlatan uzaylı yaratığı öldürmek. Hem de onun silahıyla. Ama silahı bulmak kolay değil. Öldürmek de kolay olmayacak.
Kitap tahmin edilebilir bir sonla bitiyor ama ummadığım pek çok oyuncu öldü. Sevmiştim bir kısmını. Ölmeseler de olurdu aslında..
16 Ağustos 2018 Perşembe
Okudum: Komplo (Gayle Lynds)
Adı: Komplo
Orj. Adı: The Last Spymaster
Yazar: Gayle Lynds
Sayfa: 557
Fiyat: 9 tl
Kitap orta düzey bir polisiye roman. Bir süredir polisiye okumadığım için özlemişim, severek okudum bitirdim diyebilirim. Dili akıcı, yazım hatası pek yok ve sıkmıyor.
Deneyimli bir ajan, zamanında karıştırdığı işler yüzünden hapse atılır. Ama bir gün kimseye farkettirmeden oradan kaçar. Onun peşine bir avcı takarlar. Avcı da ajandır, adı Elain. Mesleğinde düşüştedir, o yüzden bu işi ona verirler. O da birden canlanır :)
Kaçak ajanımız ise biraz yaşlı, Jay. Ama çok akıllı ve nerede ne yapacağını biliyor. Kaçtıktan sonra eski dostlarına uğramaya başlıyor. Aslında kaçmasının bir amacı var ama bunu başta kimse anlamıyor, daha doğrusu sadece özgürlük için kaçtığını sanıyorlar ama o iş öyle değil. Avcı keskin zekasıyla çözecek bunu da.
Sonra ortaya bir eski ajan daha çıkıyor, Raina, aynı zamanda Jay'in eski sevgilisi. O da kaçıyor ve ikisinin yolu bir yerlerde kesişecek.
Diğer taraftan, bir kaçakçılık düzenleniyor, çok parası olan insanlar var, bir de kötü amaçları olanlar. Son teknoloji cihazları,savaş çıkarmak amaçlı kaçırıyorlar. Buna engel olunması gerekiyor tabii. Jay, avcısını ve arkadaşlarını toplayıp kaçakçıların peşine düşüyor ama bilmiyor ki içlerinden biri, ikili oynuyor.
Kitabın sonunda herkes huzura eriyor mu? Bir kısmı :)
25 Temmuz 2018 Çarşamba
Okudum: On Üç Kutsal Yadigar (Michael Scott, Colette Freedman)
Adı: On Üç Kutsal Yadigar
Yazarlar: Michael Scott, Colette Freedman
Orj. Adı: The Thirteen Haloows
Sayfa: 400
Fiyat: 15 tl
Kitabın konusu epey uçuk olsa da çok akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var. Elimden bırakamadım. Aslında içinde rahatsız edici olaylar da var ama okurken bir şekilde geçiyor. Sadece o sayfaları açık bırakıp çok uzaklaşmamak lazım..
Konu olarak biraz dağınık başlıyor. Biraz günümüzden, biraz geçmişten, biraz da gizemli rüyalarla ilerliyor kitap. Okudukça anlıyoruz bu kutsal yadigarlar neymiş, neden ortaya çıkmış, ne için yapılmış vs.
Savaş zamanında ülkenin çeşitli yerlerinden aynı yaş grubunda çocukları toplayıp korumuşlar olaylardan. O sırada gizemli bir adam bu çocuklara kutsal değeri olan eşyaları vermiş ve onları korumalarını söylemiş. Tabii bu eşyalar bir daha bir araya gelmemeliymiş: Öteki dünyanın iblislerini uzak tutmak için. Evet işin içinde biraz ürkütücülük var.
Sonra bu eşyaları koruyan çocuklar yaşlanıyorlar ve bir zaman geliyor ki sırayla ölmeye başlıyorlar. Ecelleriyle değil. Karanlık emelleri olan birkaç kişi bu kutsal nesnelere göz dikmiş ve sahiplerini rahatsız edici şekilde katlediyorlar. Amaç hepsini toplayıp, bir çeşit ayinle öteki dünyanın iblislerini serbest bırakmak.
Tam da bu sıralarda kırık kılıcı koruyan kadın, öldürülmeye çok yaklaştığında karşısına bahtsız Sarah çıkıyor ve kadını kurtarıyor, tabi bir süreliğine. Sarah hiç bilmediği bu tuhaf olayların içinde sürüklenirken, yolu koruyucu kadının yeğeni Owen'la kesişecek ve kötüleri durdurmak için mücadeleye başlayacaklar.
Bir kaç rahatsız bölümü saymazsak ilginç ve sürükleyici bir hikaye olduğunu söyleyebilirim. Sanki devamı olacakmış gibi hissettim ama olmasa da olur..
24 Temmuz 2018 Salı
Okudum: Ölümcül Şifre (Tom Martin)
Adı: Ölümcül Şifre
Yazar: Tom Martin
Orj. Adı: Pyramid
Sayfa: 432
Fiyat: 16 tl
Kitabın kapağı çok karamsar, sanki ağır cinayetler işlenecekmiş gibi hissettiriyor ama değil. Güzel bir macera var içinde. Hatta piramit de var, keşke adını veya kapağını buna uygun yapsalarmış, neyse.
Sevilen bir profesör Peru'da öldürülüyor. Ama intihar gibi yansıtıyorlar, aslında değil. Profesörün yakın bir arkadaşı olan Catherine (o da Oxford'da bir öğretim üyesi) bu olayın arkasını aramaya başlıyor. Çünkü profesör ölmeden önce ona şifreli bir mektup göndermiştir. Mektuptaki şifreyi çözmesi için birine ihtiyacı vardır ve o kişi de kendiliğinden gelir. Profesörle randevusu olan başka bir öğretim üyesi James. Bu ikili mektuptan yola çıkarak birkaç kişiyle görüşecek ve yolları önce Peru'ya düşecek. Takip edildiklerini anladıkları anda kaçmaya başlayacaklar ve kitabın sonuna kadar da hızlı bir tempoyla ilerleyecekler. Profesörün son keşfini onlar da keşfedecekler ve yolları en son piramitlere düşecek. Ama tabi bu biraz kitabın sonlarına doğru oluyor.
Aralarda bilimsel konuşmalar da var ama sıkıcı değil, sevdim ben bu kitabı.
19 Temmuz 2018 Perşembe
Nish Neon Oje No: 01 Beyaz
Kompedan'da gezerken denk geldim bu ojeye. Rengi kireç beyazı değil o yüzden sevdim biraz da. Hoş duruyor. Elimde 2 kat sürülmüş hali var. Böyle daha belirgin oldu yoksa tek katta varlığı yokluğu pek belli değil.
Tek kat hali
18 Temmuz 2018 Çarşamba
Okudum: The Surv (Hilalsu Aydın)
Adı: The Surv
Yazar: Hilalsu Aydın
Sayfa: 520
Fiyat: 12.5 tl
Arka kapağı okuyunca konusu ilginç gelmişti. Ama okudukça pek çok yabancı esere benzediğini gördüm. Uyumsuz serisi bunlardan biri. Çok az da Evrenin Ötesi serisine benzettim. Örnekler çoğaltılabilir ama tabi kendi içinde tutarlı tarafları da vardı konusunun. Genel olarak bakarsam pek sevmedim ve bitirmek için okudum diyebilirim.
Ayrıca çok fazla yazım ve anlam hatası vardı, bunlar baskıdan önce son okumada düzeltilebilirdi, neden son kez okumazlar anlamıyorum. Zor bir şey değil ki..
Gelecekte 3. ve 4. dünya savaşları çıkıyor ve dünya yaşanılamaz bir yere dönüşüyor. Sonrasında insanlığı kurtarmak için bir uzay aracı yapıyorlar ve dünyanın yörüngesinde 200 sene bekliyorlar o aracın içinde. Aracın adı The Surv. Survivor adından geliyor. Hayatta kalan son insanlar. 200 sene dolduğunda dünyaya inip orada topluluk düzeni kuruyorlar, aynı Uyumsuz serisindeki gibi. Ergenleri de bir çeşit testle ayırıyorlar gruplara. Kitap tam olarak bu testlerin arifesinde başlıyor. Milena 16 yaşında ve hangi gruba alınacağını heyecanla bekliyor. Olaylar Milena ve onun annesinin etrafında gelişiyor. Milena aslında yaşadığı hayata dair neredeyse hiçbir şey bilmediğini öğrenecek kitap boyunca. O kadar çok sır var ki, kitap Milena'ın soru işaretlerinden ibaret desem yalan olmaz. Kimse de kızın sorularını tam anlamıyla cevaplamıyor. Sonuna doğru da sevilen bir karakter ölüyor maalesef. Onun ölmesi gerekmiyordu bence..
Kitabın yarısına kadar hevesle okudum. Gerçekten güzeldi. Milena gittiği yerleri, katıldığı toluluğu tanıtıyor ve sıkmıyordu. Ama ne zaman o örgüte kaçırdılar kızı, o zaman dağılmaya başladı bende konu. Örgütü biraz amaçsız buldum. Ergen tavırları çok sıkıcıydı, edilen yeminler de gereksizdi. Neyse, kitabın yorumlarına baktım çok sevenler de olmuş, herkesin ilgisine saygım var tabi ki. Ama ben pek sevemedim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)