29 Ocak 2022 Cumartesi

Okudum: Ejderhanın Kızı, Gölge Ejderhaların Yükselişi (Liz Flanagan)

 



Adı: Ejderhanın Kızı / Gökyüzü Efsaneleri
Orj. Adı: Dragon Daughter
Yazar: Liz Flanagan
Sayfa: 400
Fiyat: 21,75 tl

Sanırım Trendyol'dan almıştım. Biraz gençlik romanı gibi diyebilirim ama okurken sıkılmadım. Anlatım çok çocuksu değil ve ejderhalar çok güzel :)

Eskiden Arcosi adasında  ejderhalar yaşarmış. Sadece o adada doğabilirlermiş, halkın içinden bir kişiyle bağ kurarlarmış. Sonra birileri bu düzeni bozmuş. Ejderhaları saraya hapsetmiş, sadece saraydaki asillerle bağ kurulsun istenmiş. Sonra savaş çıkmış ve ejderha soyu tükenmiş. Arcosi halkı da adayı terk etmiş.

Adayı boş bulan bir grup insan buraya yerleşmiş. İçlerinden uyanık olanlar kendini dük ilan etmiş. Zamanla çoğalmışlar ve halkı ezmeye başlamışlar. Bu sıralarda Milla adında bir kız bizim ana karakterimiz oluyor. Kendisi 13-14 yaşlarında, ailesini ve kökenini bilmiyor. Bir konakta evin kızına yardım eden hizmetli gibi bir konumda çalışıyor. Boynunda ejderha sembollü bir madalyonu var ve tek mirası o.

Milla bir gün bahçede bir ağaçta gizlenirken oraya gizemli bir adam geliyor ve ağaca bir çanta asıyor. Milla çantayı incelerken bu gizemli adam öldürülüyor. Milla çantayı alıp başka yere gizleniyor ve içindeki 4 yumurtadan sadece mavi olana bir çekim duyuyor.

O günlerde sarayda bir balo düzenleniyor ve aniden yaşlı ve gizemli bir kadın çıkıyor ortaya. Ejderhalarla ilgili bir şeyler söyleyip kaçıyor ve o günden sonra Milla'nın yaşantısı değişiyor.

Konusu çok da klişe değil aslında ama ejderhanın doğması, büyümesi, bağ kurması gibi durumlar bu tarz romanlarda benzer seyrettiği için biraz tanıdıklık hissi oluşuyor. O evreleri her defasından yeniden yaşamak, sanki bir ejderhaya sahip olmak gibi, hoş bir tat bırakıyor bende. Keşke gerçek olsalardı..

* Seri olduğunu bitirince öğrendim. Aslında açık uçlu bitmiyor. O yüzden 2. kitabı almakta acele etmeyeceğim. Zaten ilkinin bitişinden 10 yıl sonrasını anlatıyormuş. Yer aynı ama karakterler farklı. Okumasak da olur. 2.nin adı Gölge Ejderhaların Yükselişi.

*Ejderhanın Kızı, diye bahsedilen Milla değil bu arada, başka biri o. Okuyunca anlaşılıyor.




Adı: Gölge Ejderhaların Yükselişi / Gökyüzü Efsaneleri - 2
Orj. Adı: Rise of the Shadow Dragons
Yazar: Liz Flanagan
Sayfa: 352
Fiyat: 24,5 tl

İlkinin üzerinden çok geçmeden okudum ama araya başka kitaplar girince pek çok ayrıntıyı unutmuşum. Neyse ki okurken hatırlatmalar yapılıyor yeri geldikçe.

Arcosi adası ejderhalarına kavuşalı 10 yıl olmuş. Milla büyümüş ve tabi arkadaşları da. Bir yumurtlama töreninde Milla'nın bir yakını olan Joe, hiç bir ejderha kendisini seçmeyince çok öfkelenir. Aslında sakin bir çocuktur ama o anda ortalığı birbirine katar. Sonra da çok utanır ve kaçar oradan. Çok da uzaklaşamaz, sanırım 12 yaşındaydı, o yaşta bir çocuk tek başına hayatta kalamayacağı için adayı terk edemez. Şansına saklandığı bir mağarada onu biri bulur. Kızın adı Winter. Birkaç yıl önce ejderhası öldüğü için derin bir depresyondadır ama Joe'ya yardım eder. Arcosi'in altında kimsenin bilmediği tünellerde yaşamaya başlarlar ve bir gün tüneller onları gizemli bir odaya çıkarır. Odada 2 sandık vardır. Birinde altın, diğerindeyse altından bile değerli bir şeyler vardır.

Arcosi'de hayat huzurla devam etmiyordur maalesef. 10 yıl önceki devrimde bazı askerler işlerinden olunca toplanmaya ve halkı kışkırtmaya başlarlar. Aslında büyük bir sorun değildir ama kökten temizlenmediği için zamanla büyür. Joe'nun çıkardığı kargaşa da iyice güç toplarlar ve onlar da kendi devrimlerini yaparlar. Kendilerine Kardeşlik diyorlar. Joe'nun ablası Tarya ve onun eşi Dük Vigo, adayı yöneten kişilerdir ve Kardeşlik tarafından esir alınırlar. Bu kaos ortamında dünyayı kurtarmak Joe ve birkaç arkadaşına kalır. Çocuk ve gençlik romanlarının klasiğidir, dünyayı kurtarmak. Eleştirmiyorum, güzel bir kurgu oluşturulmuş. Keyif alarak okudum. Ejderhalara olan yoğun ilgim sayesinde tabii, bu kitapta da yine çok tatlılar :)

*Gölge Ejderhalarından bahsetmedim, kitaba adını veriyor evet ama anlatırsam büyüsü kaçar. Aslında bu konuyu daha ayrıntılı ve uzun işleyebilirmiş yazar. Biraz aceleye gelmiş sanırım kitap..

15 Ocak 2022 Cumartesi

Okudum: Sihirli Fırın (Kathryn Littlewood)



Adı: Sihirli Fırın
Yazarı: Kathryn Littlewood
Orj. Adı: The Bliss Bakery (#1)
Sayfa: 350
Fiyat: 21 tl

Trendyol'dan almıştım. Çocuk kitabı evet, arada böyle okumayı seviyorum. Gayet akıcı, çok karakteri olmayan, hafif sihirli hoş bir kitap.

Küçük bir kasabada pastane işleten bir aile var. Bliss ailesi. Dışardan normal görünüyorlar, anne-baba ve 4 çocuk. Aslında normal yiyecekler satıyorlar ama aile yadigarı bir tarif kitapları var, o sihirli işte. Bliss Tarif Kitabı. Çocuklar bu kitaptan habersiz, aslında onlar fırıncılık işlerinden pek hoşlanmıyorlar. Sadece büyük kız Rose seviyor pişirme işini. 

Bir gün başka bir kasabada bir hastalık yayılıyor ve Bliss anne-baba oraya götürülüyor. Hastalığı iyileştiren turtalar yapmak için :) Giderken 4 çocuğu fırına bırakıyorlar. Sihirli kitabı Rose'a emanet ediyorlar. Açması yasak. Normal tarifler uygulanacak deyip bir de yardımcı bırakıp gidiyorlar.

Anne-baba gidince esrarengiz bir Lily Teyze çıkıp geliyor. Ben sizin büyük-büyük-büyük dedenizden akrabayım deyip fırında kalmaya başlıyor. Çok yardım ediyor pasta işlerinde. Ama Lily Teyzede bir tuhaflık var. Hep gülüyor, hep çok iyimser. Ne zaman anneleri telefonda arasa, çocuklar Lily'den bahsedemiyorlar. Dilleri tutuluyor. Neyse Lily Teyze eşliğinde 1 hafta kalıyor çocuklar. Bu sırada sihirli tarif kitabından birkaç tarif deniyorlar. Kasaba halkına sihirli kekleri yediriyorlar ve ortalık epey karışıyor. Karmaşayı durdurmak için başka sihirli tarifler de deniyorlar ve daha da karışık bir hal alıyor işler. Son çare sihirli kitabı Lily Teyzeye gösteriyorlar. O, durumu kurtarıyor ama Lily Teyzenin amacı kitabı alıp gitmek..

Okurken sıkıldığım yerler oldu. Lily karakterinin kötü amacı olduğu çok belli ama çocuklar bunu göremiyorlar daha doğrusu akıllarına gelmiyor. Çünkü çocuklar masum. Yetişkin okumasıyla çocuk okuması çok farklı oluyor.

7 Ocak 2022 Cuma

Okudum: Kum Fırtınası (James Rollins)




Adı: Kum Fırtınası
Orj. Adı: Sandstorm
Yazar: James Rollins
Sayfa: 687
Fiyat: 9 tl

Kitapyurdu'ndan aldığımı hatırlıyorum. İkiliydi ama seri değil. Çıkış tarihine göre önce bu yazılmış ben de bundan başladım. Neden bu kadar ucuzdu anlamadım ama pahalı olsaydı almazdım. Yazarı tanımıyorum çünkü..

Aslında sıradan bir macera kitabı, sadece fazla uzun. Başta bi gözüm korksa da okudukça sarıyor, karakterleri tanıdıkça ve olayı anlamaya başlayınca maceraya kaptırıyoruz. Londra'da bir müzede garip bir patlamayla başlıyor. Oradaki tahribatta bir eserin içinden tuhaf bir cisim çıkarıyorlar ve bu cismin geldiği yere gidip ipuçlarını takip etmeye başlıyorlar. Umman'a gideceğiz. Ekibimizde zengin bir hanımefendi, onun yanında büyümüş yetim bir kız ki bu kız okuyup bir akademisyen olsa da geçmişindeki acılar onu biraz eziklemiş, sonra birkaç tane ajan var vee tabi ki düşmanlar var. 

Zengin hanımefendimiz kaynak sağlıyor, bu çok belli :) Ajanlar bu cismin götürdüğü yere gidip konuyu çözmeye çalışıyorlar, biraz da işin bilimsel kısmııyla ilgililer. Düşmanlar da cismin sonunda elde edecekleri hazineye odaklanmışlar. Halbuki olay hazine değil. Çok uzun yıllar önce ortadan gizemli şekilde yok olmuş bir medeniyete çıkıyor yollar. Ubar diyorlar adına, irem, cennet.. Çok zengin bir medeniyetken birden felaketle yeryüzünden siliniyorlar. İşte bunun sırrını çözecekler. 

Kitap uzun olunca olayı da ayrıntısı da çok oluyor. Bahsetmediğim bir kaç örgüt daha var. Onların da iyi mi kötü mü olduğu zamanla ortaya çıkacak. Sevdim ben.

*Bazı yerlerde bilimsel açıklamalar biraz zorladı beni. Gerek var mıydı demiyorum, konu bunu gerektiriyor da fazla ayrıntılı geldi bana.

12 Aralık 2021 Pazar

Okudum: Yedi Uyananlar (Yonca Eldener)

 



Adı: Yedi Uyananlar
Yazar: Yonca Eldener
Sayfa: 372

Yazarın Göbeklitepe Muhafızı kitabını okuyup çok beğenmiştim. Bu kitabının konusu da ilgimi çekti, kapağına da vuruldum ve bir ara almışım. Nereden ve ne zaman aldığımı hatırlamıyorum.

Mersin-Tarsus'ta geçiyor hikaye. Orada bilinen bir ailenin haylaz erkek evladı bir mağara dalışı yapıyor. Bu dalış sırasında işler ters gidiyor ve Kaya adlı bu genç halüsinasyon görüp bayılıyor. Ailesinin hastanesine geldiğinde başında sağır ve dilsiz bir kadın buluyorlar ve gizemli bir kartvizit. Bu hastanedeki iki doktor da başrollerde. 
Diğer yanda Tarsus Amerikan Koleji müdürü var. Bu kişi de önemli. Tarsus'ta ortaya çıktığı düşünülen bir din de ana konumuz, Mitra. Daha önce hiç duymamıştım Mitra'yı. Astolojik bir yaklaşımı var bu dinin. Takımyıldızlarla ilişikli. 4000 yıl öncesinin Boğa Çağından bahsediyor. Pek çok tapınağı ve bu dine özgü heykeller de bulunmuş. Bu dinle bağlantılı olarak günümüzde geçen değişik bir kurgu okuyacağız. 

Özetleyemiyorum çünkü çok kollu bir hikaye. Din, mitoloji, insan psikolojisi, kadın hakları, tarihi mekanlar hepsi iç içe. Hızlı ve akıcı bir anlatımı da var. İşin tıbbı-nörolojik kısımları biraz kafa karıştırsa da merak uyandırıyor. Dan Brown esintisi de hissediyoruz biraz :) Tarsus'ta turistik geziye çıkmışız gibi.

Kitaplarden epey soğuduğum bir dönemdeyken okumakla iyi etmişim. Elime alınca bırakamadım. Güzeldi bence.

*Kitabın adı neden Yedi Uyananlar? Yedi uyuyanlar-uyurlar mağaralarına bir gönderme olabilir. Ayrıca kitapta bir olaya karışan 7 erkeğin empati yoluyla bir şekilde uyandırılması da anlatıldığı için böyle bir isim de seçilmiş olabilir.

6 Kasım 2021 Cumartesi

Okudum: Salgın (Ling Ma)

 



Adı: Salgın
Orj. Adı: Severance
Yazar: Ling Ma
Sayfa: 260
Fiyat: 18 tl

Kapak rengine bayılıp aldım evet. Yoksa beğenmeyenlerin niye beğenmediklerini anlattıkları yorumları okumuştum. Şimdi hiçbirini hatırlamıyorum ama haklıymış insanlar. Ben de beğenmedim ve beğenmediğim için elimde 5 hafta kadar süründü. Elalem bıktı bu kitabı görmekten. Covidden bıktıkları gibi..

Kitabın en büyük hatası bana göre, anlatış sıralaması. Tamam olmuş bi salgın, bunu düzgün aktar da anlayalım. Şöyle gidiyor. Salgından sonra bir bölüm. Kızın salgından önceki iş yeri maceraları bir bölüm. Kızın çocukluk anıları bir bölüm. Sıralama böyle böyle gidiyor ve bıktırıyor. Arada salgının ne olduğuna değiniyor.

Toparlayıp anlatayım da kitabı okuyup vakit kaybetmeyin. Çin'den göçen bir aile var. Adam Amerika'da bir üniversitede çalışacak, eşi çalışmıyor. 1 kızları var ve onu bir süreliğine Çin'de büyükanne-babayla bırakıyorlar. Durum düzelince kızı da alıyorlar Amerika'ya. Kız büyüyünce ebeveynler ölüyor. Kız bir süre sokaklarda sürtüyor, sonra biri ona bir iş buluyor. Bir yayınevinden birkaç yıl çalışıyor kız. Sevmediği bir işi yapıyor, sıkıcı bir hayatı var. Kitap yazan bir adamla sevgili oluyor ama o adam da kız kadar sıkıcı. 

İşinin 5. yılında falan Çin'de bir salgın başlıyor. Shen humması. Nasıl çıktığı bilinmiyor. Nasıl yayıldığı da çok kesin değil. Maskeler, dezenfektanlar, evden çalışmalar filan salgın çok yayılıyor. Bu humma insanları öldürmüyor, keşke öldürseymiş. Yakalananlar zombiye dönüyor. Aslında zombi demek doğru mu? Yaşayan ölü evet. Hareket eden, kimseye zararı olmayan ama çürümeye devam eden bir et yığınına dönüşüyorlar. En çok yaptıkları rutine devam ediyorlar aralıksız. Kimisi sürekli kıyafet değiştiriyor, kimisi sofra kurup kaldırıyor, kimisi kıyafet katlıyor. Kendilerince kısa bir döngüye giriyorlar. Garip.

Baş karakterimiz olan Candace, hummaya yakalanmıyor, yani kitap dan diye bittiği için bilemiyorum, belki sonra yakalanıyordur. Neyse, Candace New York'u son terk eden sağlam insan olarak bir grup sağlam insana dahil oluyor tesadüfen. Ama o grubu pek sevmiyor. Zaten grup zamanla hummaya yakalanıp küçülüyor. Uzak bir yerdeki bir avm'ye gitmek için sürekli yolculuk yapıyorlar. Bir ara Candace hamile olduğunu açıklıyor. Çocuğu doğuramadan bitiyor kitap.

Ben de yorumumu bu kitap gibi dan diye bitireyim. Sevmedim.

*Orj adını çevirince 'kıdem tazminatı' diye çıkıyor. Kızın çalıştığı iş yeriyle alakalı bir durumu vardı, hatta o hummalı dönemde çalışırsa yüklü para alacaktı, alıyor da. Ama kitabın orj adı niye bu olmuş ki. Olay para değil, hastalık. Hayatın yok oluşu vs..

29 Eylül 2021 Çarşamba

Okudum: Sirius Muhafızları - Rasputin'in Yüzüğü (Serhat Batur)

 



Adı: Sirius Muhafızları - Rasputin'in Yüzüğü
Yazar: Serhat Batur
Sayfa: 400
Fiyat: 22 tl

Kitabı alalı epey olmuştu. Bilerek eski baskı tercih ettim, fiyatı uygundu. Şimdi nasıldır bilmiyorum.

Baştan söyleyeyim, seriymiş. 2 kitap daha olacakmış sanırım. Ama basılmış mı göremedim, belki de yazıyordur hala. Kitap çok güzel aslında. 3-4 günde biter, gayet de sürükleyici. Böyle güzel bir kitabı elimde 1 ay süründürdüğüm için hangi makamdan özür dilemeliyim bilmiyorum. Hayatımızın çıkmaz sokaklarında dolanırken, güzel şeylere hak ettiği değeri veremiyoruz maalesef. Siz öyle yapmayın.

Berk kendi halinde bir adam. Küçük bir kafe işletiyor. Halinden de memnun. Ama küçük yaşta ailesini kaybettiği için biraz buruk. Neyse bir gün kafede bir bayanla tanışıyor ve zamanla yakınlaşıyorlar. Kadın biraz gizemli. Asıl amacını okudukça öğreneceğiz.

Rasputin, kitabın başında öldürülüyor. Elindeki yüzüğü de onu öldüren kişiler alıp ortadan yok oluyorlar. Yüzük çok güçlü, belki de bu dünyadan bile değil. Ona sahip olmayı herkes istiyor.

Günümüzde de Berk'in yolu Rus ajanlarıyla kesişecek ve antika eserleri toplayan birinden hayatının aslında hiç de bilmediği gerçeklerini öğrenecek. Hiç tahmin etmediği bir miras kalacak ona. (para değil) Sonra her şey birden hızlanacak. Yolculuklar onu pek çok önemli yerleşim yerine götürecek..

Diğer yanda da Kaftar adında bir topluluk var. Her şeyden üstün onlar. Bambaşka bir şeye inanıyorlar. Kendi efsaneleri var ve malum yüzüğe kavuşmak istiyorlar. Kaftarların karşıt topluluğu da Sirius Muhafızları. Bu iki topluluk yüzyıllardır çatışma içinde. Sirius tarafındakiler dünyayı her türlü tehlikeden korumayı amaçlıyorlar. Kaftarlar kötü olan taraf. Berk bunlardan birine ait ama hangisine söylemeyeyim. Kendi de zamanla öğrenecek zaten :)

Birkaç yorumda Dan Brown benzetmesi yapılmış. Evet, onun gibi önemli mekanları dolaştırıyor yazar bize. Heyecan, macera, cinayet, biraz tarih, kurgu vs. hepsi var. Böyle eserlere denk gelmek güzel. Denk geldiğini fark edebilmek daha da güzel..

27 Ağustos 2021 Cuma

Okudum: Son Namsara Iskari (Kristen Ciccarelli)

 



Adı: Son Namsara Iskari
Orj. Adı: The Last Namsara (Iskari #1)
Yazar: Kristen Ciccarelli
Sayfa: 452
Fiyat: 14,25 tl

Bir gün öğleden sonra, uyuyakalmışım. Rüyamda mavi bir ejderha gördüm. Bebek değilse de küçüktü, suların üzerinde zıplayıp duruyordu. Çok tatlıydı. O akşam kitaplığa bakıyordum neye başlasam diye. Elime Son Namsara geldi :)

Kitabı nerede keşfettiğimi hatırlamıyorum ama kapakta ejderha görünce dayanamam genelde. Bi ara listemdeydi, Hepsiburada kitap indirimi yaptığı sırada almıştım. Seri olduğunu bilmiyordum da neyse ki ilk kitapmış. Bitirince kısa bi araştırdım. Diğer 2 kitap henüz dilimize çevrilmemiş. Yazarın sitesinden kapak açıklamalarını alıp Translate'te çevirttim. Devam gibi olsa da ana karakterler değişiyor diğer kitaplarda. En son bahsedeyim.

Bu fantastik dünyada Yaşlı Olan diye birine inanılıyor. Tanrı gibi. Yaşlı Olan, Namsara ve Iskari adında 2 kişi yaratıyor. Biri iyilik, biri kötülük/ölüm taşıyor. Onlar öldükçe yerlerine yeni Namsara ve Iskariler geliyor ve tabi ejderhalar var. İlk Ejderha 'Kozu'. O hala yaşıyor. 

Bu dünyada ejderhalar hikaye dinlemeye bayılıyorlar. Zaman geçtikçe halk Yaşlı Olan'a inanmayı bırakıyor. Ejderhalar ve eski hikayeler kötüleniyor. Öyle ki hikaye anlatanlar lanetlenip ölüyor. Sonra bir kız, Asha, küçükken İlk Ejderha 'Kozu'yu çağırıyor ve ejderha kızı yakıyor. Kız ölmüyor ama başına gelenleri de tam hatırlamıyor. Babası Kralmış, kızını halktan korumak için onu Isakari ilan ediyor ve kız o vakitten sonra sürekli ejderha öldürmeye başlıyor.

Asha'yı yanarken bulan biri var, Jarek. Bu çocuk birkaç yıl sonra Komutan oluyor ve Kral, kızını bu adamla evlendirmeye söz veriyor. Malum düğüne 1 hafta kala başlıyor kitabımız. Asha'ya babası bir vaadde bulunuyor. İlk Ejderhayı öldürürse, düğünü iptal edeceğini söylüyor. Çünkü Jarek çok kötü biri ve Asha onu hiç sevmiyor. Adamı ben de sevmedim. Tam bir zorba.

Asha'nın bu zor görevi sırasında karşısına bir köle çıkacak, Torwin. Bu köle önemli. Asha'nın bir kuzeni var, Safire. Bu kız da önemli sayılır. Asha'nın bir abisi var, Dax. O pek önemli değil ama bilmemiz lazım. İşe yarıyor pek çok yerde.

Kitap çok akıcı ve güzel kurgulanmış. Adı geçen pek çok karakterin yaşı 15-25 arasında, bu yüzden ara sıra ergen tavırları göreceğiz. Ama çok bunaltmayacak. Bölüm aralarında gri sayfalar var. Buralarda Asha'nın anlattığı kadim hikayelere yer verilmiş. Onlar da oldukça hoşlar. Tamamen yabancı bir dünyada olduğumuz için oraya ait her şey zaten ilginç gelecek bize. Fantastik edebiyat sevenleri üzmez bu kitap..

İlk kitap güzel bitiyor. Öyle devamı gelecek gibi ama olmasa da olur kıvamında. 2. kitap, Asha'nın abisi Dax'ı anlatıyormuş. Dax, ilk kitapta biriyle evlenecek. Biraz politik bir evlilik. Sanırım o anlatılacak. Pek ilgimi çekmedi açıkçası. Çünkü Dax karakterini sevmedim. Çok ezik davrandı, Kral olacak birinin böyle olması hoşuma gitmiyor.

3. kitap da, Asha'nın melez kuzeni Safire'i anlatıyormuş. Safire sanırım birine aşık olacak 3. kitapta. Safire karakterine karşı nötrüm. İşe yaradığı noktalar oldu evet ama genel manada sürekli tartaklanan ve istenilmeyen bir kız. Geçmişi biraz dramatik olduğu için sempati toplasa da ben serinin sonraki kitaplarının peşine düşmeyeceğim. Aldığım tat benim için yeterli.

*Ejderhaya doyacak mıyız? Tam anlamıyla değil. Onlar biraz daha yan karakter gibi kalmışlar. 
* Kitabın içinden poster gibi bir şey çıktı. Asha ve İlk Ejderha var. DEX beni şaşırtıyorsun.