22 Ağustos 2021 Pazar

Okudum: Yüzden Geriye (Selman Durdu)




Adı: Yüzden Geriye
Yazar: Selman Durdu
Sayfa: 169
Fiyat: 20,15 tl

Yazarını tanıdığım ilk kitap sanırım bu :) Kendisi bir öğretmen, birkaç yıl önce aynı okulda çalışmıştık. Kitabının tanıtımını görünce merak edip aldım. Benim okuma çizgimin çok da dışında değil aslında ama farklı bir ilerleyişi var. Genel olarak biraz karamsar buldum, hani mutlu sonlar bekleriz ya, o pek olmuyor burada. Ama tabii bakış açısına göre de değişir. İnsansız bir dünya, belki de doğa ana için mutlu bir sondur..

İleri bir gelecekte insanlar dünyayı yaşanılamaz hale getiriyor ve normal yollarla çocuk sahibi olmak zorlaşıyor. Sonra bir gün önemli bir kuruluş, çocuk sahibi olmak için gereken müdahalelere bir son veriyor. Yasaklama gibi değil de, göze alanlar çocuk sahibi olsun, gibisinden. Tabi zamanla nüfus azalıyor. Yeni doğumlar olmayınca giderek ıssızlaşıyor dünya. En son 500 kişi kalıyor ve robotla yönetilen bir tesiste yaşamaya başlıyorlar. Daha doğrusu, ölene kadar zamanlarını burada geçiriyorlar. Son 100 kişi kalınca geri sayım gibi bir şey oluyor.

Biraz bilim kurgu, biraz distopya gibi diyebilirim kitap için. Tek bir karakterden ilerlemiyor konu. O binadaki kişilerden biraz biraz anlatılıyor, çoğunun geçmişine ve şu anına birazcık değiniliyor. Böyle olunca olaydan kopuyormuş gibi olsa da asıl mevzu belli olduğu için çok da kopukluk oluşmuyor. Kişilerin birer birer ölmesi üzdü beni. Son sayfaya kadar yaşamın devamını umut ettim hep. Bir ışık aradım..

Yazar kıyamete farklı bir bakış açısı getirmiş kitapta. Okurken insanlık, inanış, hayatın gidişatı gibi konularda felsefik yaklaşımlar da bulacağız. Yazarın ilk kitabı olduğu için aslında oldukça başarılı. Geneline yayılmış umutsuzluk/karamsarlık, herkesi benim kadar etkilemeyebilir tabii..

*Kapaktaki papatya tutan el, rastgele bir çizim değil. Kitabın içinden hoş bir ayrıntı.

18 Ağustos 2021 Çarşamba

Okudum: Test, Akademi, Mezun (Joelle Charbonneau)




Adı: Test
Orj. Adı: The Testing
Yazar: Joelle Charbonneau
Sayfa: 344
Fiyat: 19,6 tl

Bu seriyi uzun zamandır görüyordum. Bir blogda güzel bir incelemesine de rastlamıştım. İyi ki daha fazla yorum peşine düşmemişim. Çok kötüleyenler olmuş, gömmüşler resmen. Tamamen özgün bir eser kaldı mı günümüzde. (O zaman hepimiz Rus klasiklerini okuyalım, başka da kapak açmayalım. Yeni yazarlar ölsün gitsin. Kızdım çok.) 
Elbet birilerinden esinlenilecek. Ayrıca benzese bile işleniş konudan daha önemli, sırf güzel anlattığı için bile okunur bu seri. Çok beğendim ben. 

Heyecanını kaçırmayacak kadar bahsedeyim. Felaket sonrası yeni dünya düzeni, distopya evet. Halkı bölmüşler kolonilere. İnsanlar bir şekilde yaşıyorlar. Yaşı 16 olan gençler liseden mezun oluyor ve bazıları başkentteki üniversiteye gitmeye hak kazanıyor. Zeki, çalışkan, üretken gibi vasıfları olanları seçiyorlar. Üniversiteye giriş sınavı var adı Test. Test'in zorlu olduğu biliniyor sadece. Onun dışında Test'i geçenlerin hafızası biraz silindiği için hatırlamıyorlar aşamaları. Bu düzenin ortasında ücra bir koloniden Cia adında bir genç kızla başlıyor kitap.

Cia bu Test'e gitmek istiyor ama başına neler geleceğini bilmiyor. Babası geçmiş o sınavdan zamanında ama hatırlamıyor, kızı korkutacak kadar bir şeyler anlatıyor ve Cia Test'e gidiyor. Test'in amacı sadece üniversiteye öğrenci almak değil. Geleceği şekillendirecek liderleri seçmeyi amaçlıyorlar. O yüzden  bir liderde bulunması gereken tüm özelliklere göre çocukları zorlayacaklar. Tabi ki bir hayatta kalma, öldürme durumları var bu kısımlarda.

Şimdi kitapta insan seçme, toplumu sınıflara ayırma gibi genel başlıklar olduğu için Açlık Oyunları ve Uyumsuz serilerine benziyor evet. Napalım kaldırıp bi köşeye mi atalım biraz benziyor diye. Burada devreye anlatım giriyor. Gerçekten çok akıcı, film izler gibi okunuyor bu kitap. Heyecanı hiç bitmiyor. Ayrıca karakterlerin olası sorunlara getirdiği çözümler de güzeldi. Yaşları itibariyle ergen olsalar da öyle cıvık muhabbetlere girilmiyor pek. Hafif bir romantizm var tabi, o da olsun o kadar.

3 kitaptan oluştuğu için Cia'nın Test'ten geçeceği çok belli evet :) Acaba Cia bu katı düzeni kırabilecek mi, onu merak ediyorum ben. 

*Kapaktaki sembol, Test'e girenlerin bileğine takılıyor. Her adayın yeteneğine göre şekli değişiyor bunların.




Adı: Akademi
Orj. Adı: Independent Study
Yazar: Joelle Charbonneau
Sayfa: 335
Fiyat: 19,6 tl

2. kitap da oldukça sürükleyici. Cia'nın üniversiteye girişini ve devamını anlatıyor. Test'i geçenleri bölümlere ayırıyorlar önce. Cia hiç ummadığı bir bölüme yerleştiriliyor. Sonra o bölümün binasına yerleşiyor ve dersler başlamadan üst sınıflar bu yeni gelenleri ayrı bir Deneme'ye sokuyorlar. Test'in kısa versiyonu gibi bir şey. Burada da yine öğrencileri her anlamda zorluyorlar. Olmadık yerlerde birileri ölünce işler ciddileşiyor.

Dersler ve ödevler ağır ama en çok yorulan tabii ki Cia. Çünkü onu orada istemeyenler var. Sebebini bilmese de çok daha büyük bir oyunun döndüğünün farkında ve bu sefer yanında Tomas yok. O nispeten daha sakin bir bölümde okuyor. Ara sıra görüşseler de Cia'nın Tomas'a yaklaşmasını kısıtlayan kimseler var.

Cia bu yoğunluğun arasında İsyan grubunun da hareketlerini takip etmeye çalışıyor. Ama işin içinde başka işler de var. İsyan grubu 2 tane ve birisi kanlı saldırı isterken diğeri daha barışçıl yöntemler peşinde. Barışçıl isyan grubu mu olur, belki olur. Ya olmazsa?  Cia'nın işi zor baya..

*Kitabın adı Akademi olunca, Cia'nın birkaç yıllık üniversite hayatını anlatır sanmıştım. Oysa hemen başındaki birkaç haftayı anlatıyor. Hızlı gelişiyor her şey.
*Independent Study, 'bağımsız çalışma' diye çevriliyor dilimize. Cia'nın içinde bulunduğu duruma uyuyor aslında. Kimseye güvenme..




Adı: Mezun
Orj. Adı: Graduation Day
Yazar: Joelle Charbonneau
Sayfa: 317
Fiyat: 19,6 tl

Son kitap. Adı Mezun olunca, Cia'nın üniversiteden mezuniyet zamanı gelmesin akla. İlk yılının ortaları anlatılıyor. 

Cia staj için Başkan'ın yanına gidiyordu. Başkan ona gerçekten büyük bir görev verecek. Öyle böyle değil. Bu görev için Cia'nın güvenilir bir ekip kurması gerekecek. Ama güven bu seride çok az bulunan bir şey. 

Cia, test sırasında karşılaştığı kimselerle şoka uğrayacak şeyler öğrenecek. Son kitapta Cia'nın içsel konuşmaları biraz sıkıcı gelse de bunlar önemli. Kitap sonuna kadar sürükleyici. Sadece son kısmı biraz apar topar olmuş. Ben olsam 50 sayfa daha ekler, uzatırdım. 

Genel olarak seriyi beğendim. Kitap okuma konusunda bunalımlı bir dönemde değilseniz, seversiniz. Yoksa açmayın bile.

9 Ağustos 2021 Pazartesi

Okudum: Kayıp Rota, Mavi Tuzak (Özgen Biçgin)

 



Adı: Kayıp Rota
Yazar: Özgen Biçgin
Sayfa: 463
Fiyat: 23,75 tl

Deniz macerası içeren kitaplara ilgim var. O yüzden kapakta gemi görünce meraklandım. Migros'ta rastlamıştım bu kitaba. Konusu da ilgimi çekti. Tabi oradan almadım. Trendyol'da bakarken seri olduğunu gördüm. Yine de pek ucuza gelmedi de neyse artık. Şimdilik 2 kitap halindeler ama 3. sü de olacakmış. Takipteyim.

Baştan söyleyeyim kitap çok güzel. Konusu, kurgusu, işlenişi, karakterleri, hepsini beğendim. Sanki yabancı yazardan okur gibiydim, yazarımızı gerçekten tebrik ediyorum. Film izler gibi canlı bir anlatımı var. Tam sıkılıyoruz derken hop hareketleniyor ortalık. İşin içinde gizem de olunca..

Bir yük gemisi var. Mürettebatın uyrukları karışık, içinde Türk de var. Bunlar İstanbul'dan mal alıp yola çıkıyorlar, Karadeniz'e. Ama İstanbul'da geçirilen vakitte bir şeyler olacak. Mürettebattan bir kişi pek tekin değil. O adamın çevirdiği gizli işler var. Zamanla öğreneceğiz bunları.

Karadeniz'e açıldıktan sonra gökten yabancı bir cisim düşecek ve sonrasında büyük bir fırtına çıkacak. Öyle ki Karadeniz'de hiç görülmeyecek türden bir fırtına. Geminin muhteşem kaptanı Vitaly bu fırtınayı iyi yönetecek ve atlatacaklar ama sonra asıl sorunlar baş gösterecek. Kara yok. Radarda her yer deniz. İletişim yok, Dünya'dan bi haber dolaşacaklar Karadeniz'de. Gittikleri hiç bir rotada karaya rastlayamayacaklar. Geminin yakıtı bitmeye yüz tutacak. Böyle çaresiz bir durumda, hem de bir gemide ne yaparsınız?

Heyecanlı yerde bırakayım. Zira okuması çok keyifliydi. Karakterler çok kalabalık değil ve samimiler. Zaman zaman güldürecekler. Çabuk alışıyoruz onlara. Kitabın sonlarına doğru bilimsel bir açıklama yapacak birisi, her yerin deniz olmasıyla ilgili..

*Denizcilik terimlerinden çok anlamam ama 'birinci çarkçıbaşı' nı başçarkçı olarak duymuştum. 'İkinci çarkçıbaşı' nı da ikinci çarkçı olarak biliyordum. O yüzden okurken biraz tuhaf geldi bu terimler bana. Belki her ikisi de doğrudur, bilemiyorum..




Adı: Mavi Tuzak
Yazar: Özgen Biçgin
Sayfa: 373
Fiyat: 23,75 tl

İlk kitap gibi de bu da son derece sürükleyici ve güzel. 
İlk kitaptaki gemi mürettebatı, kara bulmak umuduyla sonsuz denizde gezerken, gizemli bir gemiye rastlarlar. Bir uçak gemisi bu, hiç bir çağrıya cevap vermiyor. Kara olmayan yerde karaya oturmuş ve karanlığa gömülmüş. Altlarında da tuhaf yükseltiler görürler. Benim gökdelen olarak tahmin ettiğim yapıları onlar hemen çözemez ve dalış yapmaya karar verirler. Onlar dalınca korkunç bir fırtına başlar ve o sıralarda gizemli geminin ışıkları yanar.

Diğer yanda bir uzay istasyonunun görevlileri var. 6 kişi. Bunlar dünyadaki tuhaflığı görüyorlar. Görevleri bitiyor ve bir sebepten Dünya'ya inmek zorunda kalıyorlar. Sonsuz denizin ortasına düşecekler. Kitapta başka yaşayan olmadığı için mecburen bizim yük gemisi mürettebatına denk gelecekler. Burası tabii ki zorlama ama kitabın geri kalanı gerçekten güzel. 

Yerli bilim kurgu bulmak zor, iyisini bulmak daha da zor. Ben tesadüfen denk geldim ve çok da mutlu oldum. 3. kitapta neler gelecek başlarına merak ediyorum doğrusu.

*Kapaktaki ada rastgele bir görsel değil. Değinmesem de ekibimiz bir adaya ulaşacaklar. Oralar çok önemli ve heyecanlı :)

31 Temmuz 2021 Cumartesi

Okudum: İnsanlık Deneyi (Erbuğ Kaya)



Adı: İnsanlık Deneyi
Yazar: Erbuğ Kaya
Sayfa: 160
Fiyat: 16,20 tl

Bu yazardan ilk defa okuyorum. Açık söyleyeyim kitabın başında acayip sıkıldım. Issız bir koyda yaşayan gizemli bir adamın evine bir gün silahlı biri geliyor ve adam onu oturtuyor karşısına. Sana önce bi geçmişimi anlatayım diye bir başlıyor. Dur dur ortadan olmaz önce çocukluğu anlatayım, yanına da bir rakı açalım diye. Cidden böyle bir giriş. 

Bıraksam mı diye düşünürken, yorumlarına bakayım dedim. Bayılanı çok, 1000kitap'ta 9 puanı var, ben mi havamda değilim dedim zorlanıp okumaya devam ettim.

Ana karakter, geçmişini anlatan şu adam, adı Bekir. Kapaktaki eski otobüsü mekan edinen küçük bir arkadaş grubuyla büyüyor. Yakıcı aşklar, ihanetler, çok ileri teknolojili bir yaşam, kodlar, projeler.. Bekir'in yapay zeka projesi başladığında kitap hızlanıyor. Ondan sonra merak etmeye başladım ben. Yoksa ergenlerin sevgili değiştirmeleri, ölüp ölüp bitmeleri beni sarmıyor. Neyse bir yapay zeka geliştiriyorlar. Amaç; her şeyi o yapsın, insanlar sadece sanatla hobilerle uğraşsın. Tabii kendi kendine düşünüp karar veren bir yapının, neler yapabileceğini kestiremezsin. Bu yapay zeka, insan olmak istiyor. Bir bedene bürünmek istiyor. İşte burası ve sonrası heyecanlı.

Hala bırakmadan okuyanlar içinde şaşırtıcı bir son bekliyor olacak.

*O kadar ileri teknolojili gelecek kurgusunun arasında aşırı bir nostalji özlemi konulmuş. Plaklar vs. Ben nostalji sevmediğimden, çok sıkıldım buralarda..

29 Temmuz 2021 Perşembe

Okudum: Hilebaz Büyücü (Sebastien de Castell)

 



Adı: Hilebaz Büyücü
Orj. Adı: Spellslinger
Yazar: Sebastien de Castell
Sayfa: 442

2-3 yıl önce D&R'da gezerken görmüştüm bu kitabı. Kabı ve konusu ilgimi çekmişti. Aldıktan sonra okumayıp birine ödünç verdim, geri gelmesi de 1-2 yılı buldu. Tek parça geldiğine dua ediyorum.

Baştan söyleyeyim seriymiş bu. 6 kitaplıkmış, dilimize sadece ilk kitabı çevirmişler. Diğerleri yok. Çevrilir mi, belirsiz. Seri olduğu için kitap biraz yavaş ilerliyor. Çok ayrıntılı değil, karakter açısından kalabalık da değil. Zaten kapaktaki 2 kişi yoğunlukta. 

Erkek olan Kellen. Güçlü bir büyücü ailesinin oğlu. Bu dünyada çocuklar 16 yaşında bir büyü sınavına giriyorlar ve geçerlerse iyi bir büyücü olma yolunda ilerliyorlar. Geçemeyenler de büyücülerin hizmetkarı oluyor ya da madenlerde çalışıyorlar. Bu büyülü dünyanın ayrıntılarını ve geçmişini okudukça öğreniyoruz, çok karışık değil.

Kadın karakter de Ferius Parfax. Oldukça gizemli ve ilginç biri. Aslında en çok Ferius'u sevdim bu kitapta. Belki gizemli olduğu için, belki de kendinden emin olduğu için, bilemiyorum. Kapağın iskambil kartı gibi çizilmesinin de sebebi var. Ferius bir gezgin. Yanında bu tarz kart desteleri taşıyor. Aslında kadın, bir büyücü değil daha çok falcı gibi anılıyor ama gizemli. Gittiği yerlerde yeni kart çizimleri yapıyor ve o yerin geleceğinin belirlenmesinde önemi var bu çizimlerin.

Kellen'in omzundaki çirkin şey ise bir sincap kedisi. Kellen'in halkı arasında bu kediler lanetli. Isırdığı büyücüyü büyü gücünden ediyor. Ama türünün yüzyıllar önce yok olduğu biliniyordu. Bir gün bu kedi ortaya çıkacak ve Kellen'in hayatını kurtaracak. Kedi ısırdığı kişilerle konuşabiliyor. Biraz ukala, pazarlıkçı ve son derece huysuz :)

Peki bu kitaptaki asıl konu ne? Kellen'in büyü gücü hızla düşerken, belirleyici sınavlar yaklaşmıştır ve o esnada bu halkın başındaki yöneteci diyeyim, prens ölmüştür. Onun yerine birinin seçilmesi gerekir. Seçilecek kişi büyük ihtimal Kellen'in babasıdır ama adamın büyük rakibi var ve bu rakibin oğluyla Kellen hiç anlaşamıyorlar. Tam da bu karmaşada Ferius gelip Kellen'i ölümden döndürecek ve asıl o zaman ortalık şenlenecek.
Keşke devamı da çevrilseymiş. Kellen'in gelişimini ve Ferius'un daha neler yapabileceğini merak ediyorum doğrusu.

*İskambil destesi benzetmemi Tarot gibi de düşünebiliriz. Çizimlerdeki ayrıntılar önemli olduğu için. Zaten kitabın içinde de birkaç büyük çizim var.

*Yazarın bu seri dışında başka kitapları da varmış. Tabii onlar da çevrilmemiş :(

21 Temmuz 2021 Çarşamba

Okudum: Salgın 34 (Melis Büyükplevne)

 



Adı: Salgın 34
Yazar: Melis Büyükplevne
Sayfa: 184
Fiyat: 17,75 tl

Bu kitaba nerede rastladım, nereden aldım hiç hatırlamıyorum. Konusu ilgimi çekmiş olmalı. Sayfa sayısı kısa bunu farketmemişim sanırım, kısa olunca ayrıntı da az oluyor, olaylar da. Öyle de oldu. Kendi içinde sürükleyici ama tam doyurmayan bir eser.

Olay İstanbul'da geçiyor, kapaktan da anlaşılacağı üzere. Ama okurken hemen şehirden bahsetmiyor. Uzunca bir süre sonra geçiyor İstanbul adı. Kitabın hemen başında yayılıyor virüs. İnsanlar tuhaf canavarlar görüp bayılıyorlar, bazıları salgına yakalanmıyor ama toplumun büyük kısmı yakalanıyor ve zombiye dönüşüyorlar. Bildiğimiz zombi gibi değil de biraz daha kafası çalışan cinsten. 

Ana karakter Ozan sanırım ama diğerlerinden öne çıkmıyor pek, onlarla eşit önemde gibi. Ozan bu salgın başında sevgilisiyle ve kızın bir iş arkadaşıyla bir koşuşturmacaya giriyor. Zamanla yolları birkaç karakterle kesişiyor ve küçük bir ekibe dönüşüyorlar. Bu ekip sürekli yolculuk ve kaçış halinde. Buralarda bazı hatalar var. Mesela kimsenin telefonunun şarjı bitmiyor. Kimse gittiği yolu ve varış yerini bilmiyor. Hemen kayboluyorlar ve hemen de birileri ölüyor. Çok sıkıştıklarında hemen bir yardım görüyorlar ya da sığınacak bir yer buluyorlar..

Neyse hataları bir kenara bırakırsak, sonlara doğru şaşırtıcı şeyler olacak. Ama dediğim gibi kısa bir kitap ve ayrıntısı az. Yani karakter derinliği, etrafın betimlemesi, mevsim vs bunlar hafif düzeyde. Haliyle hızlı okunuyor ve çabuk bitiyor. Sevdim mi, bilemiyorum.

19 Temmuz 2021 Pazartesi

Okudum: Kabil'in İşareti (Tom Knox)

 



Adı: Kabil'in İşareti
Orj. Adı: The Marks of Cain
Yazar: Tom Knox
Sayfa: 447
Fiyat: 20,3 tl

Tom Knox'tan daha önce Yaratılış Sırrı'nı okumuştum. Dehşet verici olsa da sürükleyiciydi. Kabil'in İşareti de aynı şekilde, korku gibi değil de vahşet diyebilirim. Bazı rahatsız edici sahneler var ama inadına sürükleyici. Ne olacak diye merak ederek hızla, heyecanla okudum. Ama bu yazardan bu kadar yeter bana. Daha birkaç kitabı varmış daa okumayacağım.

Olay birkaç koldan ilerliyor. Ana karakter David. Anne-babasını erken yaşta kaybediyor ve sadece büyükbabası kalıyor akraba olarak. O da yaşlılıktan ölmek üzereyken David'e garip bir miras bırakıyor. 2 milyon dolar ve bir harita. Harita bir defineyi göstermiyor. David bu haritayla kendi kökenlerini öğrenecek, zira geçmişe dair neredeyse hiçbir şey bilmeden büyümüş. Kendini yarı İspanyol zannetse de macera ilerledikçe öyle olmadığını görecek. Şoktan şoka girecek desek yeri.

Diğer tarafta bir gazeteci var. Tuhaf bir cinayetin haberini yaparken yeni cinayetlere de tanık olacak ve bunların arasındaki ilişkiyi keşfedecek. Burada polis-dedektifleri zayıf buldum. Sadece gazeteci çözüyor sanki olayları. Polisler çok da uğraşmıyorlar. Neyse bu gazeteci, adı Simon, ailesinin de tehlikeye gireceği işlere bulaşacak. O da karmaşık bir maceraya atılacak ve yolları David ile kesişecek.

Kitabın ana ilerleyişi bu iki kişi üzerinden. Yan karakterlere girmeyeceğim. İşin macera kısmıyla ilgilensem de kitapta ayrıntılı bilgiler de var. Basklar, Cagotlar, Naziler, kiliseler, insanın evrimi gibi pek çok konuda hem tarihi hem de bilimsel açıklamalar mevcut. Ayrıca bu maceralı koşuşturma içinde pek çok ülkeye de girip çıkacaklar, sadece Avrupa değil Afrika'ya da uzanacak hikayenin ucu. 

Heyecanı bol bir okumaydı. Kanlı ve ürpertici cinayetler/saldırılar biraz daha hafifletilebilirmiş aslında, uykularım kaçmadı belki ama bu kitabı benden başka okuyanlar da oldu ve onlar daha olumsuz etkilendiler.  

*Kabil'in İşareti ne peki? Öyle bariz bir şey değil aslında. Biraz daha yaratılışı sorgulamak olarak bakıyor yazar olaya. Zaten okuduğum öbür kitabında da yaratılışa farklı bakış açısı getirmişti. İsteyen istediğine inanmakta özgür..

*Yazarı Dan Brown'a benzetmişler pek çok yerde. Dan Brown'a ayıp etmesinler, onun kitaplarında bu kadar vahşet yoktu. Tamam film gibi bir anlatım var ama ben bu benzetmeyi pek uygun görmüyorum.