ahmet ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2021 Pazar

Okudum: Kayıp Tanrılar Ülkesi (Ahmet Ümit)



Adı: Kayıp Tanrılar Ülkesi
Yazar: Ahmet Ümit
Sayfa: 502

Bir süredir okumayı istediğim bir kitaptı. Doğum günü hediyesi olarak almışlar, çook mutlu oldum. Okuma sırasını boşverip başladım hemen :)

Olay Almanya'da geçiyor. Cemal adında bir Türk öldürülüyor, cinayet sahnesi epey ayrıntılı. Adamın kalbini çıkarıp eline koymuşlar ve yanındaki duvarda Zeus resmi var. Yani cinayetin bir ucu Yunan mitolojisine dokunuyor. Olayı çözecek polis ekibinin başında bir Türk var, adı Yıldız. Yıldız Almanya'da doğmuş, ailesi Türk. Onun da geçmişi yer yer anlatılacak. Zaten kitap uzun ve boy olarak da büyük. Oldukça uzun soluklu bir roman bu.

Kitapta pek çok karakter var. Cinayeti araştırırken Cemal'in ailesi ve aile içindeki kavgalar ele alınacak. Başta anlam veremedim adamın ailesini bu kadar didiklemelerine. Ama olay onlar üzerine kuruluymuş. Okudukça anlıyoruz. 

Bölüm aralarında Zeus'un hikayesi var. Taa en başından anlatıyor. Dünyanın oluşumunda :) Yunan Mitolojisini hiç bilmeyenleri sıkmaz belki ama benim gibi az biraz bilenleri  biraz sıkabilir bu bölümler. Yine de atlamadım. Hepsini okudum. Kitap güzel, sürükleyici. Katili hemen bulamıyorlar, işler karışıyor epey. Kendimce tahminlerim vardı ama herkes hem masum hem de katilmiş geliyor. Hep bir şüphe..

Kitabın sonlarına doğru çok tanıdık biri dahil olacak. Onu görmek bile mutlu edecek bizi.

* Yazarın eski eserlerinden Patasana'nın akışına benzettim ben bu kitabı. Onda da aralarda farklı tarihsel bölümler vardı.

7 Ağustos 2019 Çarşamba

Okudum: Aşk Köpekliktir (Ahmet Ümit)



Adı: Aşk Köpekliktir
Yazar: Ahmet Ümit
Sayfa: 253

Aşkı konu alan 10 hikayeden oluşan bir kitap kendisi. İlk 9 hikaye kısa kısaydı ama kendi içlerinde hoş derinlikleri vardı. Bir kısmı saçma gibi gelse de son hikayeyi okuyunca öncekilerin aslında daha iyi olduklarını anladım.

Kitaba adını veren son hikayeye gelirsek, çok zorlama olduğunu düşünüyorum. Bir kadın, terkedilişini bir barmene anlatıyor. Özet bu. Ama anlatış 120 sayfa sürer mi? Üstelik pek bir şey de yaşamamışlar, adam gizemli bir tip ve pek konuşkan da değilmiş. Araya felsefeden edebiyata uzun uzun ayrıntılara girilirse o kadar sayfa ediyor işte. Bu hikayeyi atlayarak okudum. Hiç sevmem atlayarak kitap okumayı ama canıma yetti. Her sayfadan kendimce gereksiz gördüğüm paragrafları atladım hep. Zaten kilit noktalar hep kısa cümlelerde yer alıyor. Olayı anladım ve hoşuma gitmedi. Hikaye içinde hikaye, çok katmanlı rüya gibi. Daraldım.

Aşk neden köpeklikmiş? Bence mantık devre dışı kaldığı için. Zira mantığını öne koyup da hareket eden olmadı hikayelerde. Gerçi liseli gençlerden birisi baya mantıklı gibiydi, o kavgaya gitse de başına çok bela almadı. Neyse..

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Okudum: Agatha'nın Anahtarı (Ahmet Ümit)



Adı: Agatha'nın Anahtarı
Yazar: Ahmet Ümit
Sayfa: 167

İsminden dolayı merak ettiğim bir kitaptı ama roman değilmiş kendisi. Öykülerden oluyormuş. Üzerinde yazmasına rağmen görmedim ve ufak bir şaşkınlık geçirdim diyebilirim.

Başkomiser Nevzat'ın kısa maceralarından oluşan 15 öykü okuyoruz. Hepsi cinayet içeren öyküler. Kısa olduklarını için de çabuk çözülüyorlar. Genelinde itiraf ediyor zaten katiller. Çok kafa yormaya gerek olmayan bir okumaydı benim için. Sıkıldım mı, hayır.

Kitabın isimi neden böyle? İlk hikayede cinayet yazarı Agatha Christie geçiyor, o yüzden ..

29 Haziran 2018 Cuma

Okudum: Kırlangıç Çığlığı (Ahmet Ümit)



Adı: Kırlangıç Çığlığı
Yazar: Ahmet Ümit
Sayfa: 398
Fiyat: 14 tl

Kitabın arkasını okuyunca pek sarmamıştı. Ama yorumlarını okudukça ve beğeneni çok olunca bir şans verdim. İyi ki de okumuşum, beğendim. Çok sürükleyici, heyecanlı, hızlı okunuyor ve çabuk bitiyor.

Ahmet Ümit'in diğer kitaplarından tanıdığımız ekip var yine. Başkomser Nevzat, Ali ve Zeynep. Bu ekibi seviyorum, sanki ailemizden gibi oldular benim için. Ahmet Ümit'in her kitabını okumasam da, içinde bu ekip olunca ayrıca seviyorum. Bu kitapta da yine cinayetler var. Bulunamayan katiller. Birbirine bağlantılı olaylar. Uykusuz geceler, uzun mesailer var. Tabi sonunda da güzel bir ters köşe var. Katil kendini açıklıyor ama hiç ummadığımız biri çıkıyor..
Gidişattan bahsetmeyeceğim, işin güzel yanı, her satırı okumak. Ama kitabın adının neden Kırlangıç Çığlığı olduğunu söyleyeyim. Okumadan önce en çok da bunu merak etmiştim çünkü. Kırlangıçlar göç ederken bazıları yolda ölürmüş. Vardıkları yerde de ölen dostları için ağıt çığlıkları atarlarmış. Kitaptaki göçmenlerin durumu da tam olarak öyle..

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Okudum: Olmayan Ülke (Ahmet Ümit)


Adı: Olmayan Ülke
Yazar: Ahmet Ümit
Sayfa: 156

Ahmet Ümit'in böyle bir kitabı olduğunu bilmiyordum. Çocuk kitabı olduğunu görünce daha da şaşırdım. Uzun zamandır masal okumadığım için açtım okudum. Sabahtan öğleye kadar bitti. Yazıları büyük olduğu için çabuk okundu. İlk ve ortaokul çocuklarının seviyesine göreymiş tam.

Büyücülerin ve insanların birbirine düşman olduğu topraklarda geçiyor hikaye. İnsan kral, büyücü kralını yeniyor ve ikisinin de çocukları var. İnsan kralın büyük kızları evlenirken, küçük kızı hiç tanımadığı birine aşık oluyor ve o kişi de Büyücü kralının oğluymuş meğerse. Aralarında söz verip anlaşıyorlar ama kız saflığından sözü tutmuyor ve başlarına gelenler, neler neler..

4 Mart 2018 Pazar

Okudum: Ninatta'nın Bileziği (Ahmet Ümit)



Adı: Ninatta'nın Bileziği
Yazar: Ahmet Ümit
Sayfa: 102
Fiyat: 8 tl

Alırken sayfa sayısına bakmamışım, o yüzden çok ince geldi. Roman gibi değil bu kitap, arka kapağındaki gibi hep içi. Şiirsel mi demeliyim.. Birkaç saatte bitti.

Ninatta'nın sevgisi, kavuşamayışı ve çok uzun yıllar bekleyişini anlatıyor. Beklediği gelmiyor, tanrıları sözünü tutmuyor. Sanırım ölüyor sonunda o umutsuzlukla.
Üzüldüm.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Okudum: Kukla (Ahmet Ümit)



Adı: Kukla
Yazarı: Ahmet Ümit
Sayfa: 504

Eski bir kitap ama yeni geçti elime. Oldukça da uzun. Okurken pek çok yerde sıkıldım. Ama sonunu da merak ettiğim için bırakamadım. Tam olarak polisiye diyemem bu kitap için. İçinde dönemin siyasi akımları da var, bunun insanları nasıl etkilediği vs. Ama sonuçta bir cinayet de var. Keşke Komiser Nevzat da olsaymış :) O çabuk çözerdi işi.

Adnan bey gazetecidir ama artık mesleğinde gerileme dönemine girmiştir. İşe zorla gidip gelirken bir gün tesadüfen üvey kardeşi Doğan çıkar karşısına. Sonradan bunun tesadüf değil planlanmış bir rastlantı olduğunu anlayacaktır. Doğan 80li yıllarda siyasi akımlara kapılan bir gençtir. Hayatı çok farklı yönlere sürüklemiştir onu. Öyle ki birilerinin onu öldürme seviyesine kadar gelmiştir. Ölmeden önce de üvey kardeşine bildiği her şeyi anlatıp, ülkeye gerçekleri duyurmak ister. Bu yüzden Adnan'ın karşısına çıkar. Ama işler öyle göründüğü gibi değildir aslında. Doğan oldukça tehlikeli biridir. Birkaç gün sonra kendi arabasında yanarak ölü bulunur ama uzun süre kimse inanmaz öldüğüne. Dna raporunu beklerken başka önemli karakterler de dahil olur olaya. Birkaç kişi daha ölecektir ama olaylar çözüleceğine daha da karışacaktır. Çünkü Doğan efendi plan içinde plan yaptığı için işler çözülmez, daha da  karmaşık hale gelir.
Bu hengamede Adnan'ın hayatı da alt üst olur. İstemediği halde bu olaya bulaştığı için kendine, Doğan'a kısacası her şeye kızar ama yapacak bir şey yoktur. O içten içe uzun uzuuun cümleler kurarken, Doğan'ın planı da kendince işlemektedir.
Adnan'ın içsel konuşmaları beni benden alsa da yine de heyecanlı bir kitaptı diyebilirim. Sonunda da aslında kitap içindeki tahminlerden biri çıkıyor. Çok şaşırmıyoruz ama kurguyu beğeniyoruz.

11 Nisan 2017 Salı

Okudum: Kavim (Ahmet Ümit)



Adı: Kavim
Yazar: Ahmet Ümit

Güzel bir polisiye. Beğendim. Çok akıcı ve heyecanlı, hızla okunuyor.

Başkomiser Nevzat'ın bu sefer araştıracağı cinayetler, Kutsal Kitap İncil'le başlıyor. Öldürülen ilk adamın odasın İncil bulunuyor ve üzerinde katilin imzası var. Adamın yakın çevresinden soruşturmaya başlıyorlar ama olaylar öyle derinleşiyor ki, ölen adam meğer başkasının ismiyle kaçak yaşayan biriymiş. İşin içinde çok eskilere dayanan cinayetler de var.
Bu karmaşa göz korkutmasın. Nevzat bey hepsini çözecek :)

30 Aralık 2016 Cuma

Okudum: Bab-ı Esrar (Ahmet Ümit)



Adı: Bab-ı Esrar
Yazar: Ahmet Ümit

Ödünç alıp okudum. Çok sürükleyiciydi, işim olmasa belki bir günde biterdi, ben 3 günde bitirebildim.

Öncesinde Elif Şafak'ın Aşk romanını okuduğum için Mevlana ve Şems konusu kafamda baya yer etmişti. Bu kitabı okurken zorlanmadım yani. Sürekli 'Aşk' kitabına aklım gitti, birbirleriyle örtüşüyorlar. Neyse..

Babası Türk olan İngiliz bir bayan (sigorta eksperi), bir otel yangınını araştırmak için Türkiye'ye gelir. Otele ödenecek tazminatı azaltmak veya hiç ödememek adına rapor hazırlaması gerekir. Ama olaylar pek yolunda gitmez. Otelin yangını biraz şaibelidir. Kaza gibi gösterilse de tanıklar başka ayrıntılar vermeye başlar.
Bu sırada bizim İngiliz bayana arada tuhaf görüntüler malum olmaya başlar. Şems'e benzer biri çıkar sürekli karşısına. Kendisinden başka kimsenin göremediği biri. Ona bir yüzük verir. Yüzük zaman zaman kanamaya başlar. Orası oldukça ilginç tabii. Otel olayı bir yandan sürerken, bir yandan da İngiliz bayanımızın babasını bulma hevesi başlar. Babası çook uzun yıllar önce ailesin bırakıp gitmiştir...

Çok heyecanlı ve sürükleyici. Okuyun..

7 Haziran 2016 Salı

Okudum: Sultanı Öldürmek (Ahmet Ümit)



Adı: Sultanı Öldürmek
Yazar: Ahmet Ümit

Ödünç alıp okudum. Güzel bir cinayet bekliyordum ama bu kitaptan o tadı alamadım. Baş karakterin kendi kendine konuşmaları çok uzun ve sıkıcı. Olayların Fatih Sultan Mehmet'e dayanması da biraz zorlama olmuş. Zorla araya konuşmuş bölümler gibi. Çok boş vaktiniz varsa okuyun ama iyi cinayet veya ters köşe istiyorsanız İstanbul Hatırası'nı okuyun. O çok daha güzel.

Konusu: Müştak Serhazin adında bir tarih profesörü. Bir hastalığı var, Çok sarsıcı bir olay yaşadığında hafıza kaybı geçiriyor ve son birkaç saati hatırlayamıyor.  21 yıl öncesinde ayrıldığı bir sevgilisi var. Kadın terk edip gitmiş. Ama adam hala aşık ve saplantılı. Neyse kadın bunu bir gün arıyor, görüşmek için evine çağırıyor. Sonra ne oluyorsa Müştak bey, kadının apartmanında gözlerini açıyor. Hafızası yine gitmiş ve hatırlamıyor. Tabii kadın evinde ölü bulunuyor. Boynunda bir mektup açacağı ile.

Adam önce kendinden şüpheleniyor. Sonra olaylar gelişiyor. Kadın da tarihçiymiş. Fatih'le ilgili çarpıcı bir iddiada bulunmuş ve araştırma yapıyormuş. Olayın Fatih'le bağlantısı burada başlıyor. Sonra Fetih Gezisi adı altında İstanbul'un fethi bir güzel anlatılıyor. Tabii bir yandan polisler ve olağan katiller.. Katilin kim olduğunu söylersem kitap hiç olur. Ama gene de şaşırtıcı biri, o kadarını diyeyim..